213 sayılı VUK.nun 359/b-1 maddesi ve TCK.nun (5237 sayılı) 53/1-a,b,d maddeleri gereğince 18 ay hapis cezası ve hak yoksunlukları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.05.2008 gün ve 27/95 sayılı kararında açıklandığı üzere önceki mahkûmiyetin hükmün açıklanmasının geri bırakılması değerlendirilmesi yapılan suçla ilgili verilen karardan önce kesinleşmesi yeterli olduğu cihetle: sanığın suç tarihinden önce 19.10.2001 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.04.2006 tarihinde kesinleşen 22.03.2006 gün ve 26/12 sayılı engel mahkûmiyetinin bulunduğu gibi mahkemenin sanığın sabıka durumu itibari ile suç işleme eğilimine ve bu yönü ile kişilik özelliğine göre yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılmadığına ilişkin ertelememe ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığından ve dahi sanığın suçun işlenmesi ile kamunun uğradığı zararı da gidermediği gözetildiğinde tebliğnamedeki 3. numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sanığın eyleminin uygun bulunduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VUK.nun 359/b-1. maddesi açıkça sanık lehine olduğundan suç tarihinden sonra 5728 sayılı Yasa ile yapılan değişikler nedeni ile karşılaştırma yapılmaması sonuca etkili bulunmadığından, aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura düzenleyen sanık hakkında ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere faturaların adet ve tutarları, zarar miktarı, kastın yoğunluğu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ise aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın savunması alınmadan karar verildiğine, cezanın fahiş olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe yasa belirlenirken suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun ilgili tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasında, 213 sayılı Yasanın 359/b-1maddesi gereğince hükmolunan sonuç
cezalardan sonra; 5237 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkûmiyetin doğal sonucu olarak anılan yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun aleyhe olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.