Mağdure vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdurenin sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık ... hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, temyiz isteğinin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunda kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj ve kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2013/292 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın farklı zamanlarda olacak şekilde mağdureye sarılıp boyun ve dudak kısımlarından öptüğü, duvara sıkıştırarak vücudunun muhtelif kısımlarını okşadığının kabulüyle lehe olduğu kabul edilen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/1,43,62 ve 53. maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine, kasten yaralama suçundan şikayetten vazgeçme gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine, şantaj suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmi temyiz ret, kısmi onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği
On beş yaşını ikmal edip algılama yeteneği gelişmiş mağdurenin sanığa ilgi duyup sonradan pişman olmasının muhtemel olduğuna, dolaylı anlatımlı ile bilgi sahibi olan tanık beyanları dışında mahkûmiyete yeterli delil olmadığına, keza suçun vasfında hataya düşüldüğüne ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde
Suç tarihinde on beş yaşından büyük olan mağdurenin 04.02.2014 tarihli duruşmada sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece re’sen atanan vekilin aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, mağdure vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde

1. Oluşa uygun kabule göre sanığın, ani, kesik hareketlerle ve kısa süreli sayılamayacak biçimde mağdureye sarılarak boyun ve dudağından öpmesi, duvara sıkıştırıp vücudunun muhtelif kısımlarını okşaması şeklindeki eylemlerinin belli bir yoğunluğa ulaştığı ve cinsel istismarın temel şeklini oluşturduğu halde eylemlerin sarkıntılık düzeyinde kaldığı kabul edilerek eksik ceza tayin edilmesi, yine sanık hakkında müsnet suçun ikinci derece kayın hısmı sayılan mağdureye karşı işlenmesi nedeniyle lehe
olarak kabul edilen 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince artırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, aleyhe temyiz istemi olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama aşamasında muhafaza altına alınıp incelenerek adli emanetin 2013/36 ve 2014/1717 sırasında kayda alınan dijital materyallerin çocuğun cinsel istismarı suçunda kullanılmadığı ve bir kısım dijital materyallerin mağdureye ait olduğu gözetilerek sahiplerine iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi ve sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan temel ceza tayininde lehe olduğu kabul edilen 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103/1,2. cümlesi yerine 103/1-b maddesinin gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptanarak eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda kurulan hükümde yukarıda eleştirilen hususlar dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelemesinde
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle; Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2013/292 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle; Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2013/292 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının üçüncü bendinin ilk paragrafında yer alan "TCK'nın 103/1-b maddesi" ibaresinin çıkarılarak yerine "5237 sayılı Kanun'un 103/1-2.cümlesi" ibaresinin eklenmesi, hükmün beşinci bendinde yer alan "Acıpayam adli emanetin 2013/36 sırasında ve Denizli Adli emanetinin 2014/1717 sırasında kayıtlı bulunan ve suçta kullanıldıkları anlaşılan telefonlar ile sim kartlarının TCK 54/1 maddesi gereğince MÜSADERESİNE" ibaresinin çıkarılarak yerine "Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunda kullanılmadığı anlaşılan sanığa ait telefon ve sim kartı ile mağdureye ait telefon ve sim kartlarının kayda alındığı adli emanetin 2013/36 ve 2014/1717 sırasındaki dijital materyallerin sahiplerine iadesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.