Davanın reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle "davalı köyün 6360 sayılı Kanun gereğince Büyükşehir sınırlarının il mülki sınırı haline gelmesi nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesinin ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla davada taraf olarak yer alması gerekli olduğundan, 6360 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince işlem yapılması gerektiği" hususlarına değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1953,1957 ve 1969 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarında tamamının ormanlık alanda kaldığı ve Alacadağ-Boyalık Dağı Devlet Ormanı ile bütünlük ve devamlılık içerisinde olduğu, 1975 yılında çekilmiş hava fotoğrafında dava konusu alanlardan D ve C ile gösterilen alanlarda ormanlık yapının temizlendiği ve 133 ada 1 parsel ile bütünleştirildiği, D ile gösterilen bölüme 133 ada 1 parsel tarafından müdahale edildiği ve bir miktar alanda orman bitki alanın temizlendiği, A, E ve F alanlarında ise orman bitki örtüsünün yer yer temizlendiği, ancak genel görüntünün 1969 yılındaki hava fotoğrafı ile aynı olup, 1976 yılında çekilen hava fotoğrafındaki görüntüler ile 1975 yılındaki hava fotoğraflarının aynı doğrultuda olduğunun tespit edildiği, 1995 yılında çekilen hava fotoğraflarında ise dava konusu alanın tamamına yakın kısmında toprak işlemesi yapıldığı ve orman bitki örtüsünün temizlendiği, ancak D ile gösterilen bölüm için de makilik bir alan kaldığı, yer yer zeytin ve incir ağaçlarının dikildiği, taşınmazın 2000 yılında basılmış memleket haritasına göre dava konusu alanın tamamında orman bitki örtüsünün temizlendiği, ancak memleket haritasında bitki örtüsü lejantı ile işaretlenmediği ve beyaz bırakılarak bitki örtüsü bulunmayan açık toprak alan olarak gösterildiği, dava konusu yerin doğusu ile kuzeyinde ibreli orman işaretli alanlar olduğu, dava konusu yerin 2009 yılında hazırlanan Torbalı Orman İşletme Şefliği Amenanjman Planında orman toprağı alanında kaldığı, yine dava konusu yerin 1999 yılında hazırlanan orman amenanjman planında tam kapalı kızılçam ormanı içinde kaldığının belirtildiği, ancak İzmir Valiliği Milli Emlak Daire Başkanlığı'nın 19.01.2010 tarihli ve 276/2830 sayılı yazısına göre dava konusu taşınmazın pafta üzerinde yapılan incelemesinde; kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı ve orman sınırları içerisinde kaldığının bildirildiği, bu doğrultuda bilirkişi raporunda hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenerek yapılan değerlendirmede dava konusu edilen 25.526,12 m2 lik alanın tamamının evveliyatının orman olduğu ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, hükmün esasına ve vekalet ücretine yönelik olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, özellikle hükme esas alınan, usul ve kanun uygun görülen, hüküm vermeye ve denetime elverişli bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanma imkanı olmadığı belirlendiğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin aşağıdaki husus dışındaki esasa yönelen temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazına gelince;

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğine, yargılamada davalılar ayrı ayrı vekille temsil edildiklerine göre davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde ise de, davanın aynı sebepten reddine karar verilmiş olması karşısında karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 3 üncü maddesi gereğince red sebebi ortak davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hataya düşülerek her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/son maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

S O N U Ç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin hükmün esasına yönelen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE,

Yukarıda (2) no.lu bentte yazılı nedenle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hüküm fıkrasının 3. paragrafında yer alan “Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tayin ve takdir olunan 4.080,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,”, 4. paragrafında yer alan “Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tayin ve takdir olunan 4.080,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,” ve 5. paragrafında yer alan “Davalı ... Belediye Başkanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tayin ve takdir olunan 4.080,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,” ibarelerinin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına, bunların yerine "Davalılar davada vekille temsil edildiklerinden ve davanın reddine karar verildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. bendi de dikkate alınarak aynı Tarifenin 13/1. maddesi gereğince 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara kendi aralarında eşit olmak üzere verilmesine" ibaresinin eklenmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370/2 nci (HUMK'un 438/7) maddesi uyarınca hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.