İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkra ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2017/457 Esas, 2019/331 sayılı Kararı ile sanığın zincirleme olarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/1,50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası karşılığı 2.240,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.

2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.12.2020 tarihli ve 2019/5283 Esas, 2020/1703 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi; suç teşkil eden bir eylemi bulunmadığına, mahkumiyet hükmünün bozulması lüzumuna ilişkindir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Adana Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/373 Esasına kayden görülen davada sanık olarak yargılanan katılanı temsil etmek üzere müdafiliğini üstlendiği halde, 02.12.2014 ve 20.01.2015 tarihli celselere mazeretsiz olarak katılmayarak müdafi olduğu sanığın hukuki yardımdan mahrum kalmak suretiyle mağduriyetine neden olduğu ancak anılan dosyada hükmedilen vekalet ücretinin Adana 14. İcra Müdürlüğünün 2015/3938 Esas sayılı dosyasında takibe konulmasına sebebiyet verilmesinin ilk dosyanın zorunlu neticesi olup ... bütünlüğü içinde tek suç oluşturacağı, diğer taraftan sanığın Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/166 Esasına kayden görülen manevi tazminat davasının hiçbir duruşmasına katılmayarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesine neden olduğu kabulüne ilişkin olarak ise sanığın, sadece Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/373 Esasına kayden görülen dava yönünden anlaştıkları ve müvekkili katılanın kendisini bu davadan haberdar etmediğine dair savunmasının aksini kanıtlayacak herhangi bir delilin bulunmadığı nazara alındığında, sanığın sübut bulan eylemlerinin hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiği ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52/3 ve 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddelerine muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2011 tarihli ve 2010/505 Esas, 2011/382 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Kararın 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükmün, kazanılmış ... saklı kalmak kaydıyla 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a madde-fıkra ve bendi uyarınca gereği için kararı veren Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.