Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ile özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 264 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2015 tarihli ve 2014/247 Esas, 2015/57 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama ve bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
A.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın üzerine atılı özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçunun oluşmadığına, sanığın atılı suçları işlemediğine, savunma hakkının kısıtlandığına, sanık hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına, sanık hakkında usul ve kanuna aykırı olarak verilen mahkumiyet kararlarının bozulmasının gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B.Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın polis rozeti kullanarak gerçekleştirmiş olduğu cinsel istismar eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismar suçu bakımından hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin uygulanmasının gerektiğine, özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçu bakımından ise hakkında aynı Kanun'un 264 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasının gerektiğine, atılı suçlardan usul ve kanuna aykırı olarak verilen kararların bozulmasının gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
C.O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanığın eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aştığına, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı verilemesinin gerektiğine, sanık hakkında sarkıntılık süretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan usul ve kanuna aykırı olarak verilen kararın bozulmasının gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
A. Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa isnat edilen özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçu için, 5237 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.02.2015 tarihli mahkumiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B.Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamış ve sair temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin Mahkemece gerekçede; "Sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları sanık lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek verilen cezadan 5237 sayılı TCK 62 (1) maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır.." denilerek takdiri indirim nedenlerinin uygulanması kabul edilmesine rağmen hüküm kısmında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek ceza tayini suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturduğu anlaşıldığından hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2015 tarihli ve 2014/247 Esas, 2015/57 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B.Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2015 tarihli ve 2014/247 Esas, 2015/57 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.