Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ-OLAY VE OLGULAR
Sanığın eşinin kardeşi olan katılan mağdurenin yattığı odaya girerek yanına uzandığı, dudaklarını öptüğü, göğüslerini, vajinasını ve anüsünü okşadığı, sabahları katılan mağdureyi boş bir odaya kapatarak aynı cinsel davranışları gerçekleştirdiği, bunları yaparken katılan mağdureye "Bunları başkalarına anlatırsan seni öldürürüm" dediği, katılan mağdurenin ağzını kapattığı iddiasıyla çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2015/184 Esas, 2015/401 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Mahkemece katılan mağdurenin beyanlarına neden itibar edilmediğinin gerekçelendirilmediğini, katılan mağdurenin beyanlarının tutarlı olduğunu ve istismar olayı sonrasında psikolojisinin olumsuz yönde etkilendiğine dair rapor bulunduğunu, sanığın kızı ve eşi olan tanıkların sanığın şiddet eylemi nedeniyle sağlıklı beyanlarda bulunmadıklarını, bu durumun tespiti için talebe rağmen rapor aldırılmadığını, tanık Ayşenur’un pedagog eşliğinde dinlenmediğini, sanığın katılan mağdurenin ahlaksız bir yaşam tarzına sahip olduğu şeklinde klasik savunmalarda bulunduğunu, sanık ve katılan mağdurenin ailesi arasında önceye dayalı husumet ve iftira sebebi bulunmadığını beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma, tanık ifadeleri ve Mahkemenin gerekçesine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2015/184 Esas, 2015/401 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.