Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Başvurularının kapsamına göre incelemenin; sanık müdafiinin müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik, katılan Hazine vekilinin ise vekalet ücretine münhasır temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Devrek Sulh Hukuk Mahkemesinin, 21.10.2005 tarihli, 2005/687 Esas ve 2005/762 Karar sayılı ilamı ile mağdur ...'a vasi tayin edilen sanığın mahkemeden izin almaksızın kısıtlıya ait iki ayrı bankadan çektiği paraları kısıtlı adına idare edip onun ihtiyaçları için sarf etmesi gerekirken nereye kullandığına dair belge ibraz edememesi sebebiyle zimmet suçunu işlediği iddia ve kabul edilen somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında, akrabası olduğu için mağdura 35 yıl baktığını, kısıtlıya ait Akbank hesabında bulunan parayı çekip Ziraat Bankasına yatırarak mağdurun ihtiyaçları için kullandığını, iki günde bir kendisine döner yemeği götürdüğünü ve sigara ihtiyacını karşıladığını ayrıca vefat ettiğinde de Bolu ilinden cenazenin getirtilmesi için masrafların yine kendisi tarafından yapıldığını beyan etmesi ile tanıklar .... ve ...'in sanığın savunmalarını kısmen doğrulaması karşısında, savunmada belirtilen hususlara dair günün ekonomik koşulları da nazara alındığında sanık tarafından mağdura mutat olarak götürülen yemek ve sigara ücreti ile cenaze masrafının suç tarihleri itibarıyla araştırılarak bu şekilde sanığın mağdur için yaptığı harcamalar belirlendikten, mağdura ait iki ayrı banka hesabında bulunan paraların kim tarafından ne zaman yatırıldığı hususlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan, mağdurun vesayet altına alınmasına ilişkin tüm belge ve raporlar ile Mahkeme dosyasının getirtilip vasi olarak atanan sanık için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 457. maddesi gereğince vasilik ücreti takdir edilip edilmediği, edilmemiş ise araştırma sonucu tespit edilecek harcamalardan arta kalan miktarın hakkaniyete uygun vasilik ücreti olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, sanığın suç kastı ile hareket ettiğine ilişkin delillerin dosya kapsamına uygun mantıksal ve hukuksal bağ kurulmak suretiyle neler olduğu karar yerinde denetime imkan verecek biçimde gerekçeleri ile gösterildikten sonra hüküm kurulması yerine eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez mağdura ait paraları çektiğinin kabul edilmesine rağmen hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/1. maddesinin uygulanmaması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin (c) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında gözaltı ya da tutukluluk tedbiri uygulanmamasına rağmen infazda tereddüt oluşturacak biçimde hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin TCK'nın 63. maddesi gereğince mahsubuna hükmolunması,
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.