Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, zimmet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak atılı suçtan beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle yapılan ön incelemede;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95,2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma hakkı olmadığı gibi usulsüz olarak davaya katılmasına karar verilmesinin de hükmü temyiz hakkı vermeyeceğinden vekilinin anılan suçtan verilen hükme ilişkin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin, katılanlar vekillerinin sanık hakkında zimmet suçundan verilen düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2018/378 Esas, 2019/494 sayılı Kararı ile sanık hakkında, zimmet suçundan 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinin birinci fıkrası ile 62. maddesi gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5 madde ve fıkraları uyarınca hâk yoksunlukları uygulanmasına hükmolunmuştur.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2020/394 Esas, 2020/1594 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Hazine vekilinin ve sanığın istinaf başvuruları üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde zimmet suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre sanığın beraatine karar verilmek suretiyle aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi ve 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A.Katılan ... vekili, bölge adliye mahkemesince yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğu gerekçesiyle zimmet suçundan verilen beraat hükmünü bozulması istemiyle temyiz etmiştir.
B.Katılan Hazine vekili, sanık hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükmünü eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması nedeniyle bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur.
5271 sayılı Kanun'un "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinde;
"(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
....
Karar verir" şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Aynı Kanun'un "Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi" başlıklı 303. maddesinde ise;
"(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse," düzenlemesine yer verilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddî olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikâme etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ... sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği" belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen kanun hükümleri ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk derece mahkemesince sanığın atılı zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucun isabetli bulunmadığı ve sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm fıkrasının tümden kaldırılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle katılan Hazine vekilinin ve sanığın istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Hükmün düzeltilmesi sonrasında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının gerekçesinin ve hüküm fıkrasının birlikte bir bütün hâlinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi ve kendi arasında çelişki oluşturması nedenleriyle kararın 5271 sayılı Kanun'un 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bir bütün hâlinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni bir hüküm kurulması sonrasında anılan karara yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrası kısmının hükümden çıkartılıp sanığın beraatine dair ibarelerin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanığın mahkûmiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkartılmaması suretiyle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2020/394 Esas, 2020/1594 sayılı esası incelenmeyen Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.