Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık müdafiinin temyiz isteminin sanık hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik vekalet ücreti ile sınırlı olduğu ve sanık hakkında yargılandığı aynı davada hakaret ve mala zarar verme suçlarından ise düşme kararları verilmiş olması karşısında, sanık müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından, tehdit suçundan verilen beraat kararı nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinde kanuna aykırılık görülmediği belirlenerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre sanık ...'ın 16.12.2015 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu husus araştırılarak sonucuna göre sanığın öldüğünün tespit edilmesi halinde, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.