Mahkumiyet
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/a, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2,51/1-3-7-8. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.01.2021 tarihli, 2016/345927 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdii olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Mahkemece, sanığın 574 numaralı parselde bulunan ve 3. derece sit alanı içerisinde yer alan arazi üzerinde tek katlı, kaba sıvası bitmiş, kapı ve pencereleri takılı olmayan, yarım metre yükseklikte ve 20x20 ebatlarında bina inşa etmiş olduğu, yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporlarıyla yapının III.derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının sabit olduğu, izin alınmadan inşaat yapılıp fiziki müdahalede bulunulduğundan bahisle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
17.06.2014 tarihli yapı tatil zaptında, temel kazılmış ve demirlerin yerde olduğunun tespit edildiği, 05.11.2014 tarihli kolluk tutanağı ile de; konutun tek katlı 5 farklı bölüme ayrılmış dükkanlar olarak kullanıldığının tespit edildiği, sanığın aşamalardaki beyanlarında, 15 yıldır bahse konu dükkanı kullandığını, 3 sene önce inşaatın tavan kısmı yağmurda aktığından, tavan kısmını yıktırıp yeniden yaptırdığını beyan ettiği, sanık hakkında izinsiz bina yapmaktan bahisle kamu davası açıldığı, mahkemece de sanığın izinsiz bina inşa ettiği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılan dosya kapsamında, mahallinde 05.02.2015 tarihinde icra edilen keşif neticesinde alınan inşaat bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın 10-13 yıl önce inşa edildiği, 5 adet dükkandan oluştuğu, dükkan ön cephesinde demir doğrama ile yaklaşık 2 m derinliğinde sundurma çatı inşa edildiğinin tespit edildiği, bu hali ile hali hazırda mevcut binanın yeni olmadığı, eylemin sundurma çatıya ilişkin olduğu, ancak bilirkişi tarafından, sanığın çatıyı 3 sene önce yaptırdığına ilişkin savunmasına dair incelemede bulunulmadığı anlaşılmakla, mahallinde bağımsız sanat tarihçi ve inşaat bilirkişi katılımı ile yeniden keşif icra edilerek, yapıda kullanılan malzemelerin eskiliği, renkteki solmalar ve yıpranma durumu ile tüm dosya kapsamındaki evraklar bir bütün halinde değerlendirilerek, sundurma çatının yapım tarihinin (suç tarihinin), müdahalenin niteliğinin (esaslı-basit), müdahalenin temel kazılmak suretiyle yapılıp yapılmadığı, sit alanına zarar verip vermediğinin açık şekilde tereddüte yer vermeyecek şekilde tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/a maddesi yerine, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Harran Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2024 tarihinde karar verildi.