Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, 699,709,710,711 ve dava konusu 770 parsel sayılı taşınmazların davacının kullanımında olduğunu, düzeltme çalışmasında davacının fiilî kullanımında olan miktarının eksik tespit edildiğini ileri sürerek kadastro tespitinin iptali ile tutanağın yüzölçümü hanesinin davacının kullandığı miktar olarak tespitini ve şerh verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince 699,709,710 ve 711 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davanın reddine, eldeki dava konusu 770 parsel sayılı taşınmaz hakkında dosyanın tefrikine karar verilip yeni esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuş, Kemer Kadastro Mahkemesinin kaldırılması üzerine dosya Antalya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "davanın, 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. madde uyarınca yapılan aplikasyon ve düzeltme çalışmalarına itiraz yönünden kabulüne ve dava konusu Antalya ili, Kemer ilçesi, Tekirova köyünde bulunan 770 sayılı kadastro parselini içeren P.XXIII nolu 2. madde blok parselinin aplikasyon ve düzeltme işleminin bu parsel yönünden iptaline, davanın, bu düzeltme çalışması doğrultusunda oluşan 770 sayılı bu parsel dışında kalmakta olup bilirkişi kurulunun 10.04.2016 tarihli rapor ve ekli krokisinde gösterilen ve kullanım kadastro tutanağı düzenlenmeyen 948,58 m²'lik (L) ve 1.058,44 m²'lik (M) harfli bölümleri hakkında kullanım şerhi verilmesi istemi yönünden görev yönünden davanın reddine" karar verilmiş; hükmün, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından taşınmazın (K) harfiyle gösterilen bölümü yönünden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2020 tarihli ve 2019/3933 Esas, 2020/381 Karar sayılı kararıyla "Mahkemece 770 sayılı kadastro parselini içeren P.XXIII nolu 2. madde blok parselinin aplikasyon ve düzeltme işleminin bu parsel yönünden iptaline ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya içeriği ve taleple uyuşmadığı, yörede yapılan 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca aplikasyon ve teknik hataların düzeltilmesi işlemine göre 770 sayılı parselin 2.641,00 m² olan yüzölçümünün 5.183,74 m²’ye yükseltildiği, davacı gerçek kişinin düzeltme işleminin hatalı olduğu, kullanımında olan yerin eksik ölçüldüğü iddiasıyla 770 sayılı parselin yüzölçümünün artırılarak şerh verilmesini istemiyle eldeki davayı açtığı, Hazine ve Orman Yönetiminin ise düzeltme çalışmasına itiraz istemli müdahalelerinin, davalarının bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşif sonucu orman, fen ve ziraat bilirkişilerince müşterek düzenlenen 10/04/2016 tarihli krokili ek raporlarında; P.XXIII nolu 2. madde parselinin OS noktaları ve sınır hattında düzeltme yapıldığından, bu parsel içerisinde kalan 770 sayılı kadastro parselinde de yüzölçümü düzeltmesi yapıldığı; güncelleme çalışmalarının yapıldığı tarihte düzenlenen aplikasyon ve düzeltme tutanağında “orman kadastro tutanaklarında yol, dere takiple gidildiği belirtilen OS hatlarının arazide incelendiği, yol ve durumunun değişmediğinin kabul edildiği ve buna göre ölçüldüğünden” bahsedildiği; Karayolları 13. Bölge Müdürlüğünün 18.12.2015 gün ve 248316 sayılı yazısı ve ekinde bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde ise dava konusu yeri ilgilendiren eski Antalya-Finike Karayolu kamulaştırma sınırlarıyla yeni kamulaştırma sınırlarının farklı olduğu, yol ve durumunun değiştiğinin görüldüğü; P.XXIII nolu 2. madde blok parselinin başlangıç noktası olan ekli krokide gösterilen 2071 nolu OS noktasının, 770 sayılı parselde yapılan düzeltme sonrasında yeni Antalya-Finike Karayolunun kenarına isabet ettiği, ancak eski Antalya-Finike Karayoluyla dava konusu 770 sayılı parselin düzeltme öncesi sınırları arasında karayolu projesinde görüldüğü üzere şev bulunduğu, bu nedenle OS.2071 nolu Orman Sınır Noktasının karayolunun neresinde bulunduğu hakkında kesin bilgi ve aplikasyon imkanı vermediğinden bu noktanın aplikasyonda zeminde bulunan sabit nokta olarak kabul edilmesinin teknik hata yapılmasına neden olacağı görüşüne varıldığı; orman kadastro komisyonunun günlük tutanak tarifi okunduğunda 1744 sayılı Kanun'un 2. madde uygulamasının aplikasyonuna yarar sabit bir OS noktasının bulunmadığının görüldüğü; zeminde mevcut olamayan OS noktalarının ise yine orman kadastro dosyasındaki tutanakları esas alınarak hava fotoğrafları ve diğer bilgi ve belgeler kullanılarak aplikasyonunun yapıldığını ve görevli ekipçe ölçüldüğü; dava konusu yeri ilgilendiren mevkide takeometrik ölçü karnesinde P.XXIII nolu 2.madde blok parselinin köşe noktaları olan OS. 2071-2072-2073-2074 nolu orman sınır noktalarının ölçü değerlerinin bulunmadığının görüldüğünü; orman kadastro komisyonu tarafından 1744 sayılı Kanun uygulaması yapılırken, orman sınır noktalarının bulunduğu yerlerin orman kadastro tutanaklarında tarif edilmek suretiyle hava fotoğraflarından faydalanılarak oluşturulduğu; koordinat dönüşümleri yapılarak çakıştırma sonucunda 770 sayılı parselin hava fotoğrafındaki konumunun tespit edildiği; buna göre “düzeltme çalışmaları öncesi” 770 sayılı kadastro parselini ifade eden (N) harfiyle gösterilen kısmın açıklık alanda kaldığı; düzeltme çalışmaları sonrası 770 sayılı parsele eklenen (K) harfli kısım ile 770 sayılı parsel dışında kalan (M) ve (L) harfli kısımların ise ormanlık alanda kaldığının görüldüğü; hava fotoğraflarında dava konusu yerdeki eski Antalya-Finike karayolunun yerinin tespit edilemediği, Bağırsak Deresinin ise taşınmazın hemen doğusundan ve düz hat oluşturacak şekilde geçmekte olup, orman kadastro günlük tutanağına uyduğunu ancak aplikasyona yarar sabit nokta özelliğinde olmadığı; yapılan keşifte elde edilen bulgu ve gözlemlere göre (K-L-M) ile gösterilen taşınmazlar üzerindeki 80-90 yaşlarında kızılçam ağaçları bulunduğu görüldüğünden 1960 yılı uçuşlu hava fotoğrafında P.XXIII nolu 2. madde bloğunun (N) harfi ile gösterilen kısmının açıklık alanda kaldığı, (K, M ve L) harfleri ile gösterilen taşınmazların kapalılık oluşturan boylu ağaçlarla kaplı ormanlık alan olduğu görüldüğünden, güncelleme kadastro çalışmalarında dava konusu 770 sayılı kadastro parselini içeren P.XXIII nolu 2. madde blok parselinin aplikasyon ve düzeltmesinin hatalı yapıldığı; ekli haritada gösterdikleri şekilde (K, M ve L) harfli bölümlerin orman sayılan yerlerden olduğunu ve P.XXIII nolu 2. madde blok parseli dışında kaldığını, (N) harfli kısmın ise P.XXIII nolu 2. madde bloğu içinde kaldığını belirtikleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinde düzenlenen "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." amir hükmüne göre hâkim, kural olarak tarafların talep sonuçlarından fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, dolayısıyla davacının düzeltme çalışmasıyla orman sınırının genişletilerek kullanımındaki yerlerin orman sınırları içinde bırakıldığı iddiasıyla kullanıcısı olduğu yerin miktarının artırılması istemiyle açtığı davada, düzeltme çalışmasının iptaline karar verilerek talep aşılmış olup, davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "davacı tarafından, söz konusu düzeltme işlemi nedeniyle, kendisinin kullanımında olan alanının küçültüldüğü iddia olunarak, bu çalışmanın askı ilan süresi içerisinde eldeki davanın açıldığı, her ne kadar yapılan aplikasyon ve düzeltme çalışmalarının hatalı yapıldığı anlaşılmış ise de bu hatanın taraf aleyhine olacak şekildi bilirkişi ek rapor ve krokisinde K ile belirtilen kısmın 2/B blok parseli dışında bırakılması gerekirken parsel sınırlarına dahil edilmiş olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla davacının iddiasının aksine dava konusu parsel sınırlarının artması değil azalması gerektiğinin anlaşıldığı ne var ki bu yönde Hazine veya Orman idaresi tarafından dosyaya sunulmuş olan müdahale talebi bulunmadığından Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2019/3933 Esas, 2020/381 Karar sayılı ilamı göz önüne alınarak 6100 sayılı HMK'nin 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi uyarınca yapılan aplikasyon ve teknik hataların düzeltilmesi işlemine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahditi 1941 yılında yapılıp kesinleşmiş, 1744 Sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2 nci madde uygulaması, 1975 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 30.09.1976 tarihinde, itirazların incelenmesine ilişkin komisyon çalışmaları da 15.06.1982 tarihinde ilan edilmiş, 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılıp, 02.04.1990 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1972 yılında yapılıp, 08.03.1972 ila 07.04.1972 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yer bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.

Dava konusu Antalya ili Kemer ilçesi Tekirova köyü çalışma alanında bulunan 770 parsel sayılı taşınmaz, 2.641,00 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğinde, 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan sahada kaldığı ve ... kullanımında olduğu, narenciye ağaçlarının kendisine ait olduğu şerhleriyle Hazine adına tapuda kayıtlı olup yörede 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca yapılan düzeltme ve güncelleme çalışmasında yeni 5.183,74 metrekare yüzölçümüyle aynı vasıfta ve şerhle tespit edilerek ilan edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.