SUÇLAR: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

Sanığa yüklenen suçlardan doğrudan zarar gören ve kamu davasına katılma hakkı bulunmasına rağmen temin edilemediğinden beyanı alınmadığı için davaya katılma talebinde bulunamayan şikâyetçinin hükmü temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmakla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 Sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/369 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

1.Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,

2.Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının
oluşmadığına ilişkindir.

2.Katılanın temyiz isteği; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden kararın usul ve

yasaya aykırı olduğuna ve suçun yasal unsurları oluştuğundan mahkumiyet kararı verilmesi
gerektiğine ilişkindir.

1.Katılan ... adına kayıtlı olan, ancak gerçekte katılanın eşi ... ile sanık ...'ın "... GOLD" isimli işyerinin ortağı oldukları, eşinin kamu görevlisi olması ve İstanbul ilinde çalışıyor olması hasebiyle işyerinin yönetiminin verilen sözlü onay ile sanık tarafından yerine getirildiği ve işletmede kayden işçi olarak gözüktüğü, bu kapsamda sanığın 15.04.2013 tarihli 7221 ve 7222 numaralı fatura düzenleyerek iş yerinde bulunan 1.827,30 gr. kadar altın ile 1 adet terazi, 1 adet misafir koltuğu, 1 adet yönetici koltuğu, 1 adet çalışma masası, 1 adet klima ve 1 adet çelik kasadan ibaret demirbaş eşyayı katılanın bilgi ve rızası dışında, aynı zamanda eşi olan tanık ...'a devretmek suretiyle tasarrufta bulunduğu, yine içini boşalttığı dükkanı katılanın bilgisi ve rızası dışında olacak şekilde temyiz dışı sanık ...'a kiraya verdiği ve bu hususta 15.07.2013 başlangıç tarihli, kiraya veren ... kiracı ... olan kira sözleşmesini sahte olarak düzenleyip katılanın imzasını taklit ederek sözleşmeyi imzaladığı, bu surette hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilmiştir.

2. Sanık ..., aşamalarda alınan savunmasında, katılanın eşi olan ... ile ortak olarak bu iş yerini açtıklarını, ancak kendisinin memur olması sebebiyle işyerinin katılan adına kayıt edildiğini, kendisinin ise sigortalı çalışan olarak gösterildiğini, katılan ve eşi İstanbul ilinde yaşadığından müşteki adına yapılan rutin işlemlerde imzasını attığını, 2013 yılı Nisan ayına kadar ortaklıklarının sürdüğünü, ortaklıktan elde edilen gelir ile 2 ofis ve 2 araç aldıklarını, ortaklık sonunda kazanılan ofis ve araçları paylaştıklarını, yine ofisteki tüm eşyaların kendisinde kalacağı konusunda anlaştıklarını, bu nedenle ofisi eşyaları ile birlikte eşine devrettiğini, ellerinde fiilen hiçbir altın kalmadığından, resmi olarak 1.827,30 gram altın göründüğünden bunu kapatmak amacıyla fatura düzenlediğini, kiralama işleminden katılan ve eşinin haberdar olduğunu, kira sözleşmesindeki imzayı katılanın rızası doğrultusunda kendisinin attığını beyan ettiği, temyiz dışı sanık ...'un da sanık savunmasını doğrular şekilde beyanda bulunduğu belirlenmiştir.

3. Katılan ...'ın, kovuşturma aşamasında beyanının alınmadığı, soruşturma aşamasında alınan beyanında ise iddianame anlatımını destekler şekilde beyanda bulunduğu belirlenmiştir.

4. Tanıklar M.B., M.K. İle M.G.'nin, kovuşturma aşamasında alınan anlatımlarında, sanık ... savunmasını doğrular şekilde beyanda bulundukları belirlenmiştir.

5. Mahkeme tarafından, sanık savunmaları, müşteki beyanı, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat; özel belgede sahtecilik suçundan ise mahkumiyet kararı verilmiştir.

A. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip sanığa yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşamayan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B.Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1), (2),(3),(4) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünün (A) ile (B) kısmında açıklanan nedenlerle Antalya 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/369 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ile katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... müdafii ile katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2024 tarihinde karar verildi.