Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 117 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın 04.03.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın 31.05.2013 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hüküm aynen açıklanarak, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2.Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 26.01.2021 tarihli ilamı ile kararın gerekçesiz olduğu, suçun uzlaşma kapsamında olduğu ve basit yargılama hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile bozma ilamına uyularak sanık hakkında aynı hüküm kurularak cezanın ertelenmesine, karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteğinin; eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın bozulması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
Sanık ve temyiz dışı diğer sanığın şikayetçi ... Ç.'nin taksi durağına kendi araçları ile gelerek şikayetçilerin çalışmasını engelledikleri, tehdit ettikleri iddiasıyla açılan davada sanığın atılı iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçunu işlediği, kabul olunmuştur.
A. Sanığın Temyiz Sebebi Yönünden
Şikayetçilerin beyanlarından anlaşılacağı üzere sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde ve Mahkemenin delilleri takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın eylemini birden fazla şikayetçiye karşı, birden fazla kişi tarafından birlikte işlediğinin kabulü karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü ve 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi maddesi uygulanmamış ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, Mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2024 tarihinde karar verildi.