SUÇLAR: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, özel belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmü sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 26.05.2016 tarihli kararı ile hüküm onanarak kesinleşmiştir.,

3. Özel belgede sahtecilik suçu yönünden, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediği yönünde yapılan ihbar üzerine Ankara Batı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/392 Esas, 2016/683 Karar sayılı kararı ile sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına ve sanığın özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz istemi; daha önce onanarak kesinleşen güveni kötüye kullanma suçundan yeniden hüküm verilmesi ve re'sen gözetilecek sebeplerle mahkumiyet hükümlerinin bozulması talebine ilişkindir.

1. Sanığın, katılana ait şirkette pazarlama elemanı olarak çalıştığı, işi gereği kendisine teslim edilen malların satışı sonucunda tahsilat yapma ve karşılığında makbuz düzenleme yetkisine sahip olduğu belirtilerek sanığın yaptığı bazı tahsilatları uhdesinde tutarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği ve 19.01.2011 tarihinde yaptığı 3740,00 TL'lik tahsilata ilişkin makbuzun ikinci nüshasını başka bir firma adına ve 200,00 TL olarak düzenlemek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.

2. Sanık suçlamaları kabul etmemiştir.

3. Mahkemesince sanığın atılı suçları işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Sanık hakkında, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29/05/2012 tarihli ve 2011/567 Esas, 2012/460 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 26/05/2016 tarih ve 2013/32765 Esas, 2016/5402 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, mahkemece sadece açıklanması geri bırakılan ve denetim süresi içinde işlenen özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükmü açıklaması gerekirken, güveni kötüye kullanma suçu yönünden de hüküm kurulmak suretiyle sanık hakkında mükerrer ceza verilmesi,

2. Özel belgede sahtecilik suçu yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunda gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmediği, yalnızca belgeyi sahte düzenleme hareketine yer verildiği, içerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu hâlde, belgenin içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu ve maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verildiği, buna göre salt yalan beyanı içeren özel belgenin, açıklanan ve unsurları gösterilen özel belgede sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturmayacağı gözetilerek,somut olayda; sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği nazara alınarak suça konu belgedeki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı yönünden uzman bir kurum veya kuruluştan bilirkişi raporu alınarak, yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olduğunun tespit halinde eylemin “fikri sahtecilik” kapsamında kalacağı anlaşılmakla ve 5237 sayılı Kanun'da özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmadığı gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile mahkumiyet hükmü verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Batı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/392 Esas, 2016/683 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.05.2024 tarihinde karar verildi.