Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1- Suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 43-56,14.04.2009 gün ve 238-94 ile 29.09.2009 gün ve 173-209 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; mahkemelerce daha ağır bir cezayı gerektirecek ve doğru uygulama yapıldığında temyiz incelemesine konu olabilecek bir eylemde, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın, yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde, bu gibi hükümlerin aleyhe başvuru üzerine, temyiz denetimine konu olabileceği, somut olayda TCK'nın 116/1 maddesinde hapis cezası öngörüldüğü halde konut dokunulmazlığını bozma suçundan adli para cezası tayin edilmiş ise de, doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktar ve türüne göre hükmün; 14/04/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. madde uyarınca hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından ve aleyhe temyiz bulunmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

2- Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a- 04.01.2013 tarihli olay, yakalama ve görgü tespit tutanağı içeriğine göre; suça sürüklenen çocuğun elindeki iki çift spor ayakkabısı ile koştuğu görülerek kolluk görevlilerine ihbarın yapıldığı ve kesintili takip ile yakalandığı gözetildiğinde suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı hırsızlık suçunun tamamlandığı gözetilmeden, teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 35. maddesinin uygulanması,

b- Şüphe üzerine yakalanan suça sürüklenen çocuğun kolluk görevlilerinin görmesi üzerine tarlaya attığı iki adet spor ayakkabısını çaldığını ikrar ederek çaldığı yeri gösterdiği ve ele geçen malzemelerin dava açılmadan şikayetçiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; gerçekleşen iade nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 168/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine 14.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.