Taraflar arasındaki, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-KARAR-

Davacı vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu araca asli kusurlu olarak çarpmasıyla oluşan kazada, davacının ağır biçimde yaralanıp sakat kaldığını, düzenlenen raporda tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 20 olarak saptandığını; ancak kesin işgücü kaybı oranı tespiti için rapor alınması gerektiğini, kazadan önce işçi olarak çalışan davacının kazadan sonra çalışamaz hale geldiğini, uzun süre tedavi görüp çalışamadığını, manevi yönden de zarar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL. maddi ve 15.000,00 TL. manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 24.12.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle, toplam maddi tazminat taleplerini 92.643,09 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kazada davalının ve davalı sürücünün kusuru olmadığını, davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün alkollü olduğunu ve kazada asıl kusurun bu sürücüde olduğunu, kazaya karışan araçların trafik sigortacılarının zarardan sorumlu olduğunu, istenen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., istenen tazminatları ödeme gücünün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 51.826,10 TL. maddi ve 10.000,00 TL. manevi tazminatın, kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davacının davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle maluliyete uğradığı, ayrıca 2 yıl süren tedavi nedeniyle çalışamadığını iddia ederek tazminat isteminde bulunmuş; mahkeme ise, dava dilekçesinde geçici işgöremezlik tazminatı istemi bulunmadığı gerekçesiyle, bilirkişi raporunda hesaplanan geçici işgöremezlik tazminatını hüküm altına almamıştır.
Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46/1. maddesinde "Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmağa muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir" denilmek suretiyle, cismani zarar halinde, zarar görenin talep edebileceği zarar türleri belirlenmiş olup geçici işgöremezlik (maluliyet) hali de zarar türleri arasında kabul edilmiştir.
Davacının kazadaki yaralanması nedeniyle oluşan maluliyet durumunun tespiti bakımından alınan, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Dairesi'nin 28.09.2012 tarihli raporunda, davacının yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği belirtilmek suretiyle, geçici işgöremezlik süresi belirlenmiş olup, esas alınan hesap raporunda da bu dönem için tazminatın 2.226,66 TL. olduğu saptanmıştır.
Bu durum karşısında, dava dilekçesinde yer alan, davacının 2 yıllık tedavi sürecinde çalışamayıp gelir kaybına uğradığına ilişkin ifadenin, geçici işgöremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu gözetilerek, davacının geçici işgöremezlik tazminatı talebinin de hüküm altına alınması gerekirken; hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

2-Davacı taraf, birden çok aracın karıştığı kazada, araçlardan biri içinde yolcu olarak bulunan davacının uğradığı maluliyet nedeniyle tazminat isteminde bulunmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" düzenlemesine; aynı yasanın 88. maddesinde ise "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır (818 sayılı BK'nun 50. ve 51. maddelerinde de paralel düzenleme mevcuttur). Bu durum, iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğü şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araç içinde yolcu olarak bulunan davacı kazada kusursuz olduğuna göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Davacı, açıkça davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, dava dışı kişinin de kusurunun bulunması davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Somut olayda; davacı taraf, kazaya karışan ve davacının yaralanmasına neden olan araçlardan birinin işleteni ve sürücüsüne karşı dava açmış ve zararının davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş olup; davacı kazaya
karışan araçlardan birinde yolcu olarak bulunmaktadır. Kazada, davalı ... A.Ş'ye ait araç sürücüsü % 75- davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsü % 25 kusurlu bulunmuştur.
Davacının maluliyetine ilişkin tazminattan, zarar sorumlularının müteselsil sorumlu tutulmasının talep edilmiş olmasına, ayrıca davacının kazaya karışan araçlardan birinde yolcu olarak bulunması ve kazada kusuru olmamasına göre; davacının maluliyet tazminatının hesaplanmasında kusur indirimi yapılmaması gerekirken; sadece davalı ... A.Ş'ye ait araç sürücüsünün % 75 kusuru üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre, eksik incelemeyle ve KTK'nun 88. maddesi ile TBK'nun 61. maddesine aykırı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

3-Davacı vekili, dava konusu kaza sonucu davacının ağır şekilde yaralanmasından duyulan üzüntü nedeniyle, manevi tazminat isteminde bulunmuş; mahkemece, talebin kısmen kabulüne karar verilerek hükümde belirtilen miktarda manevi tazminata karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi (818 sayılı BK. 47. md.) hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu, davacının cismani zarara uğraması nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının kazada hiçbir kusurunun bulunmaması, davalı sürücünün kazada ağır kusurlu olması, davacının kaza sonucu %33,2 oranında kalıcı maluliyete uğraması, oluşan zararın ağırlığı hususları gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen,

davacı için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan, düşük miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.

4-Yargılama sürecinde davacı tarafça yapılan yargılama giderleri hesaplanırken, davacının yatırdığı 1.308,90 TL. Islah tamamlama harcının hesaba dahil edilmeyip davacı lehine eksik yargılama giderine hükmedilmesi de doğru değildir.

5-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi heyeti raporundaki kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; aynı zamanda suç teşkil eden haksız fiil yönünden, zarardan sorumlu olan tüm ilgililer bakımından ceza zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün olduğundan, olayda zamanaşımının gerçekleşmediğinin kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı ... San. A.Ş. vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

6-Davacı tarafın maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine karar verilmesi nedeniyle, davada vekille temsil olunan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilirken, hüküm altına alınan vekalet ücretlerinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine hükmedilmiş olması da hatalı olmuştur.

Yukarıda (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... San. A.Ş. vekilinin, sair temyiz itirazlarının REDDİNE; hükmün, (1), (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı yararına; (6) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... San. A.Ş. yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalı ... San. A.Ş.'ne geri verilmesine 13/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.