Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...r'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal sebebine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, tapuda baba ismi düzeltilmesi işlemi yapılacağı belirterek imza attığını, ancak maliki bulunduğu 125 ada 5 parsel sayılı taşınmazının aynı gün davalı ...’e temlik edildiğini, davalının da diğer davalı ...’a, bu davalının da ...’a devrettiğini, devir işlemindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, davasını ıslah ederek satış tarihi itibariyle hukuki işlem yapma ehliyetinin de bulunmadığını belirterek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı ... ve ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının hukuki ehliyetinin bulunduğu ve hile iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından hile ve ehliyetsizlik hukuksal sebebine dayanılmış, ancak mahkemece hile yönünden yanlış değerlendirme yapılarak sonucuna gidilmiştir.
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıdaki ilkeler doğrultusunda tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, davacının delil olarak dayandığı, ... Cumhuriyet Savcılığının 2011/13693 soruşturma dosyasındaki beyanların irdelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek davanın reddi doğru görülmemiştir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.