... ile Hazine ve Keberli Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.03.2012 gün ve 563/87 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenlere dayanarak kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan Keberli Köyü 262 parsel ... taşınmazın sağ tarafında bulunan 90 dönüm ve aynı yer 314 parsel ... taşınmazın güneyinde bulunan 10 dönüm taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, nizalı taşınmazın taşlık, eğimli ve kıraç bir yer olduğundan zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuş ve bu yerin Kadastro Kanununun 18.maddesine göre Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmalara katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, “dava konusu taşınmazın taşlık oranı ve 3.sınıf tarım arazisi olması dikkate alınarak davacı yönünden ve dava konusu taşınmazın ekonomik değerinin bulunmaması nedeniyle davalı ... Hazine yönünden” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmazlar 28.10.1975 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmalarında niteliği belirtilmeksizin tespit dışı bırakılmıştır. Bilirkişi raporlarında nizalı taşınmazların tescil harici bırakılma sebepleri açıklanmamış ise de; 09.06.2011 tarihli bilirkişi kurulu raporunda uyuşmazlık konusu taşınmazların çevre yapısı itibariyle imar-ihya çalışmalarına muhtaç yerlerden olduğu belirtilmiştir. Bu durumda dava konusu taşınmazların emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak, tarıma elverişli hale getirilmesini takiben, kazanmayı sağlayan zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle TMK.nun 713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür.
Bilindiği üzere bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit dışı bırakılma tarihinden sonra olmak üzere dava tarihi 24.03.2009’dan
geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait 1979-1989 yılları fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenmesi, bu yolla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından sadece 1985 yılına ait bir adetinden yararlanılmıştır.
Öte yandan, keşif sırasında çekilen uyuşmazlık konusu taşınmazlara ait fotoğraflarla bilirkişi kurulunun raporlarındaki değerlendirmeleri arasında uyum olmadığı gibi hangi fotoğrafın raporda hangi harfle açıklanan taşınmaza ait olduğu da belli değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş; öncelikle hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulması, bundan sonra daha önce keşfe götürülenler dışında ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi veya fotoğrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak üç kişilik yeni bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; taşınmazlar hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerlerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlandığının ve tamamlandığının, arazilerin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlandığının belirlenmesine çalışılması ve foroğraflar üzerinde raporda açıklanan hangi taşınmaza ait olduğunun denetime elverişli olarak belirtilmesi gerekir.
Ayrıca, komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının tüm sayfalarının onaylı ve okunaklı suret ya da fotokopileri ile bu parsellere revizyon gören varsa tapu ve vergi kayıtlarının da getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliği belirlenmeye çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporuyla denetlenmeli, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik inceleme ile davanın ve davalı hazine vekilinin tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı ve davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 14.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.