Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen asıl karar ile ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-1. cümle, 103/4, 43/1,31/2, 109/2,109/3f,109/5, 43/1,31/2 maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2014 tarihli ve 2016/168 Esas, 2016/294 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi sonucunda 5237 sayılı Kanun'un 31/2 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın katılan Bakanlık vekili, katılan mağdur vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince yapılan yargılama sonucunda 12.06.2015 tarinden önce gerçekleşen ilk eylem yönünden istinaf başvurularının esastan reddine, 12.06.2015 tarihinde gerçekleşen eylem yönünden istinaf başvurularının kabulüyle suça sürüklenen çocuğun kaçan mağduru yakalayıp zorla kolundan tutup çekiştirerek yoluna göre 30 metre uzakta olan fotoğrafları dosya kapsamında yer alan kum yığınına götürüp sırt üstü zorla yere yatırdığı ve üzerine uzanıp bir süre beklediği sabit olduğundan çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103/1-1. cümle, 103/4, 31/2,62 maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109/2, 109/3f,109/5, 31/2,62,50 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun her iki eylem nedeniyle de cezalandırılması gerektiğine, taktiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, cezasının ertelenmemesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 31/2 maddesinden yararlanması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafii ve Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında Nevşehir Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce 12.02.20216 günlü raporuna göre, işlediği iddia edilen fiil ile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmediğinin belirtilmesinin ardından Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan alınan 03.02.2017 tarihli raporunda ise bu yaşlardaki çocuklarda cinsellik konusundaki merak, araştırma isteği ve dürtü kontrol zorluklarının sık görüldüğü tıbben bilindiğinden, suça sürüklenen çocuğun 12.06.2015 tarihinde işlediği cebir, tehdit ve hile gibi etkenler içermediği Mahkemenizce tespit edilmiş cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu, ancak cebir, tehdit ve hile gibi başka etkenlerin eşlik ettiği cinsel eylemlere karşı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, anılan raporlar arasında suça sürüklenen çocuğun ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda çelişki oluştuğu gözetilip dava dosyasının Adlî Tıp Kurumu Birinci Üst Kuruluna gönderilerek rapor alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. İddianame sevk maddesine göre suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçların 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi kapsamında kalmadığı anlaşıldığından Tebliğnamede ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılan Bakanlık vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını 5271 sayılı Kanun’un 291/1. maddesinde belirlenen on beş günlük kanunî süre geçtikten sonra 29.03.2022 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, verilen ek kararda hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafii ve Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan mağdur vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2024 tarihinde karar verildi.