Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalılardan ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular ..., ..., ... hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, davalı ...'in dava konusu 2154 ada 3 parsel zemin kattaki bağımsız bölümünü 12.03.2009 tarihinde davalı ... Kayaş'a, davalı ... dava konusu 2154 ada 3 parsel 2 nolu bağımsız bölümünü 05.06.2009 tarihinde davalı ...'a, onun da 12.20.2010 tarihinde davalı ...'a sattığını, davalı borçlu ...'in dava konusu 2625 ada 32 parsel 1 nolu bağımsız bölümü 11.06.2008 tarihinde davalı ...'a sattığını, satışların düşük bedel ve mal kaçırma amacı ile yapıldığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; 2 nolu bağımsız bölümü davalı ...'dan satın aldığını, davacı bankaya borçlu bulunan ..., ... ve ... ile hiçbir tanışıklığı, yakınlığı ya da akrabalığının bulunmadığını; daireyi l19.750,00 TL'ye satın aldığını, satın alabilmek için Türkiye Finans Katılım Bankası...Şubesinden 60.000,00 TL konut kredisi kullandığını, satış bedelinin diğer kısmını da banka yoluyla havale yaparak ödediğini; satın aldığı daire üzerinde ING Bank'ın 80.825,00 TL ipoteği olduğundan kullandığı kredinin tamamı (60.000,00 TL) ve 20.825,00 TL'nin ING Bank hesabına 12.02.2010 tarihinde banka yoluyla havale yapıldığını ve bu bankaya ait ipoteğin kaldırıldığını, yine 15.02.2010 tarihinde hesabından satıcı ...'ın hesabına daire satış bedeli olarak 36.350,00 TL havale yapıldığını, kalan 2.575,00 TL'nin ise satıcıya elden verildiğini; tapu satışında bildirilen değerin Belediyece kabul edilen rayiç değer olduğunu, tüm belgelerin müvekkilinin bu yeri 65,000,00 TL'ye değil, gerçek bedelini ödeyerek satın aldığını gösterdiğini, satın aldığı daireye taşındığını ve ailesiyle birlikte oturmaya devam ettiğini; belirterek haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, tapu devir tarihinden önce kesinleşmiş bir alacak ve icra takibinin mevcut olmadığını, borcun doğumundan sonra yapılan bir tasarrufun bulunmadığını; olayda ivazsız bir tasarrufun bulunmadığını, davalı borçlu ...'in İNG Banktan kullandığı krediye ...'ın kefil olduğunu ve borcu ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle ...'in borcunu davacı bankaya ... ödediğinden bu kişiden olan alacağına karşılık ivazlı olarak taşınmazın kendisine devredildiğini; ...'ın daha sonra taşınmazı davalı ...'a sattığını, ...'ın daireyi satın almak için Türkiye Finans Katılım Bankasından konut kredisi çektiğini ve daire bedelini bu kredi ile ödediğini; ... ile davalı ... ve diğer davalılar arasında hiçbir ticari ilişki ve akrabalık bağının bulunmadığını; ...'ın Biga'da... isimli firmayı kurup piliç eti toptan satışı ile iştigal ettiğini; belirterek davanın reddini talep etmiştir.
3.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; olayda kesin veya geçici aciz vesikası alınmadan davanın açıldığını ve dava şartı eksikliğinden davanın reddedilmesi gerektiğini; satış bedellerinin tapuda düşük gösterilmiş olmasının tek başına muvazaanın delili olamayacağını, kaldı ki dava konusu olayda işlemlerin tamamında satış bedellerinin tapuda gösterilen bedellerden yüksek olup resmi kayıtlarla bu bedellerin bankalara ödendiğinin ispat edileceğini; müvekkili ...'in işlerinin kötüye gittiğini ve diğer davalı ...'a olan borcunu ödeyemediğini, aralarında bu nedenle ihtilaf baş gösterdiğini ve İlhan Aydının ...'in iş ortağı ... tarafından keşide olunup verilmiş bulunan kambiyo senetlerini Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2007/9143 sayılı dosyasıyla icraya koyduğunu; bu takip neticesinde müvekkilinin bütün gayrimenkullerine haciz konulduğunu, tasarrufa konu gayrimenkulün de bunlardan biri olduğunu; müvekkiline ait bir gayrimenkulün de bu takip dosyasında yapılan haciz işlemi nedeniyle cebri icra yoluyla satıldığını; dava konusu edilen gayrimenkulün ING Bank Beyazıt şubesinden kredili olarak alındığı için ipotekli olup haciz işlemi sonrasında davalı ...'ın bankanın kalan alacaklarını ödemeyi üstlendiğini ve kredi borcunu ödeyerek kapattığını, onun için söz konusu gayrimenkulün borçların bir kısmına mahsup edilerek davalı ...'a devredildiğini; müvekkili ...'in diğer davalı ...'a sattığı gayrimenkul bakımından ise, dava konusu bu taşınmazın ING Bank'tan kredili olarak satın alındığını ve müvekkili ...'in banka kredilerini ödeyemeyecek duruma düştüğünü, bu nedenle diğer davalı ... ile dairenin kalan kredi borçlarının ödenmesi ve bir miktar nakit ödeme karşılığında anlaşarak dairenin satışını gerçekleştirdiğini; buna ilişkin tüm kayıtların ING Bank Beyazıt Şubesinde mevcut olduğunu, davalı ...'ın gayrimenkulün kalan kredi borçlarını üstlendiğini ve tamamım bankaya ödediğini, bu gayrimenkulün devir tarihinde kirada olduğunu, satış ve devir işlemi sonrasında kira bedellerinin tamamının davalı ... tarafından tahsil edildiğini; müvekkili ... tarafından diğer davalı ...'a satışı yapılan gayrimenkul bakımından ise bu gayrimenkulün Türkiye Finans Katılım Bankasından müvekkili tarafından kredili olarak satın alındığını, müvekkilinin banka borçlarını ödeyemeyecek duruma düşmesini sonucunda da davalı ...'a dairenin kalan kredi borçlarının ödenmesi ve bir miktar nakit karşılığında satıldığını; satış ve devir tarihinden itibaren davalı ...'ın gayrimenkulu bizzat kullanıp orada ikamet elliğini; davalı ...'ın gayrimenkulun kalan kredi taksitlerini üstlendiğini ve tamamım bankaya ödediğini, bu hususun banka kayıtlarıyla ispatlanacağını; satış işlemlerini yapan kişilerin birbirlerini tanımalarının ve bedelin tapuda düşük olarak gösterilmesinin muvazaanın kanıtı olamayacağını, zira krediyle satın alınıp kredi borcunun bir kısmı ödenen bir gayrimenkulün kalan kredi borçlarının üstlenilmesini ve bir kısım nakit ödeme yapılmasını etrafındaki kişilerden beklemesinden daha doğal bir şeyin olamayacağını; belirterek davanın reddedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " 1)Davalı ...'in ... ......,'a 11.06.2018 tarihli satışı değerlendirildiğinde her iki davalınında Biga Havdan köyü nüfusuna kayıtlı oluşu, ayrıca taraflar aynı binada oturduklarından, ...'ın, ...'in mali durumunu, alacaklı aleyhine kötü niyetle hareket ettiğini bilmemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu itibarla anılan tasarrufun iptali gerekir.
2)Davalı ...'in, ...'a 12.03.2009 tarihli satışı değerlendirildiğinde; davacı banka, dava konusu taşınmazın satışında her ikisininde aynı adresi göstermesini yakın ilişki olarak nitelendirse de, bu husus taraflar yakın ilişki içinde olmasada usulü bir işlemi yerine getirmek için yapılmış olarak değerlendirilebilecektir. Davacı tarafların önceden tanıştığı, alıcının, satanın mali durumunu, kötü niyetini bildiğini kesin delille ispat edemediğinden bu taşınmaz açısından tasarrufun iptalinin koşulları oluşmamıştır.
3)Davalı ...'in davalı ...'a 05.06.2009 tarihli satışı değerlendirildiğinde; her iki davalıda aynı köyden olması ...'in borçlarını ödeyemediğine dair beyanıda dikkate alındığından her iki davalı arasında yakın ilişki olduğu ve ...'ın davalı ...'in mali durumunu alacaklı aleyhine hareket ettiğini bilmesi hayatın olağan akışına uygundur, ancak ... dava konusu taşınmazı bir dördüncü kişi olan ...'a sattığından ve ...'ın diğer davalılarla yakın arkadaş olduğu, ya da borçluların mali durumlarını bildiğini davacı banka ispat edemediğinden bu tasarrufun iptali mümkün olmazsa davalı ..., İİK 283/2 uyarınca elinden çıkardığı malın yerine geçen bedelden davacı bankaya karşı sorumludur.
Davanın kısmen kabulü ile,
1-Davalı ..., ... ve ... için açılan davanın reddine,
2-Davalı ..., ... için açılan davanın kabulü ile davacı açısından geçerli olmak üzere İstanbul Fatih İlçesi Tapu sicil müdürlüğüne 471 hafta, 2625 ada 32 Parselde bulunan kat 1 bağımsız bölümde numaralı taşınmazın 11/06/2008 tarihinde ...'a satışına dair tasarrufun iptaline, davacıya İstanbul 5. İcra Müd. dosyasındaki asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere bu taşınmaz üzerinden cebri icra ve satış yetkisi verilmesine,
3-Davalı ... ve ... için açılan davanın kabulü ile davacı yönünden geçerli olmak üzere İstanbul Bağcılar İlçesi tapu sicil müd. ... köyü 2154 Ada 3 parsel sayılı taşınmazda yer alan B Blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölümün 05/06/2009 tarihinde ...'a satışına dair tasarrufun iptaline ancak davalı ... taşınmazı elinden çıkarttığından bu tarihte belirlenen değeri 67.290,00 TL 'yi geçmemek kaydı ile davacının İstanbul 5. İcra Müd. 2009/27683 sayılı takip dosyasındaki asıl alacak verileri ile sınırlı olmak üzere davalı ...'dan tazmine.." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ..., ..., ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalılar ........, ile ... arasındaki tasarrufun da muvazaa nedeniyle iptal edilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın ipotekli olarak alındığını, dava konusu tasarrufların birbirine yakın tarihlerde olduğunu, yine davalı ... yönünden davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki iddiaları tekrarlayarak, dava konusu taşınmazın banka borçları ile birlikte satın alındığını, daha sonra borçların satın alan davalı tarafından ödendiğini, bu durumun gözardı edildiğini, davalı ...'ın aynı zamanda söz konusu gayrimenkule ilişkin kredinin kefili olduğunu, davalı ...'in dava konusu taşınmazı kullanmak amacıyla satın aldığını, halen taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, banka kredi borçlarının bu davalı tarafından ödenmesinin gözardı edildiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki iddiaları tekrarlayarak, davalının borçlu ...'in kredi borcuna kefil olduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazı mecburen satın aldığını, kredi borçlarının bu davalı tarafından ödendiğini, dava dilekçesinde dayanılmayan maddeler uyarınca iptal kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
4.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın gerçek bedeli üzerinden satın alındığını, bu taşınmazı 13 yıldır elden çıkartmadığını, kötü niyetinin bulunmadığını, borçlu ile aynı binada oturmalarının borçlunun durumunu bildiğini göstermeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Somut olayda, davalı ... ile ...'ın aynı köy nüfusuna kayıtlı oldukları, ayrıca aynı binada oturdukları, yine davalı ... İle davalı ...'ın aynı köy nüfusuna kayıtlı oldukları, davalı borçlunun aciz halinde bulunduğunun, davalı ... tarafından bilindiğinin belirtilmesi karşısında, davalı üçüncü kişilerin borçlunun mali durumunu ve alacaklılara zarar verme kastını bilebilecek durumda oldukları göz önünde tutulduğunda bu davalılara yönelik davanın İİK 280/1 maddesi uyarınca kabulü yerindedir.
Yine davalı ... Peçinel ile ... arasında ayrıca davalı ... ile de davalı ... arasında akrabalık, iş ortaklığı veya organik bağın tespit edilemediği göz önünde tutulduğunda bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir..." gerekçesi ile istinaf istemlerinin tümünün reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçelerinde belirttikleri nedenleri yineleyerek, davalı ...'ın taşınmazı ipotekli satın aldığını, taşınmaz üzerinde ipotek bulunmasının borçlunun mali açıdan zor durumda olduğunu bildiği anlamına geldiğini, tapu senedinde bu davalı ile borçlu ...'ın adresinin aynı olduğunu, taşınmazın devir tarihlerinin birbirine çok yakın olduğunu, davalı ... yönünden de dava koşullarının olduğunu belirterek, temyiz isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve taşınmaz üzerindeki ipotek tek başına, borçlunun mali durumunun bilindiği anlamına gelmediği, davalı ...'ın dördüncü kişi olarak kötü niyetinin somut delillerle ispatlanmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
19.12.2005 gün ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140 ıncı maddesi gereğince davacı alacaklıdan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.