Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/01/2010 gün ve 2007/22-2010/22 sayılı kararı onayan Daire’nin 08.05.2012 gün ve 2010/7141 - 2012/7349 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin lehtar-ciranta, diğer davalıların borçlu olduğu 28.5.1998 tanzim, 30.9.1998 vade tarihli 23.100 USD bedelli senet nedeniyle dava dışı... tarafından İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 1998/10972 esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, müvekkilinin kendisinden sonra gelen...’e borcunu ödediğini ve icra dosyasından rücu belgesi aldığını, bu belgeye dayalı olarak davalılar aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2005/12112 esas sayılı dosyası üzerinden takip yaptığını, davalıların borca itirazı üzerine itirazın kaldırılması davası açtığını ve İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2006/199-2006/287 tarihli kararı ile davanın reddedilip kesinleştiğini, davalıların ilk takipte senedin sahte olduğunu savunmadıkları gibi borca da itiraz etmediklerini, rücu belgesinin İİK'nun 68. maddesi anlamında belge olduğunu ileri sürerek 27.000 TL’nın takip tarihinden itibaren faizi ile tahsiline, mahkemece alacağın rücu belgesine göre kabulü mümkün değil ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre takip tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddin iistemişlerdir.

Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2010/7141 E, 2012/7349 K sayılı ilamıyla onanmştır.

Davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 43,90 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 14.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.