İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalının istinaf istemlerinin kamu düzeni gereği kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılması ile yeniden hüküm tesisine ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. 1968 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 1399 sayılı parsel 10 parsel olarak Maliye hazinesi adına 9.984.150 m2 olarak ... Çiftliği olarak eski tapu kaydına (10 Ekim 1926 Tarih, Cilt; Hara Sayfa; 2 ve Sıra 3 numarada kayıtlı bulunan 14580 dönümlük tapu kaydı) dayanılarak 24.05.1968 tarihinde tespit edilmiş, 09.09.1969-09.10.1969 tarihleri arasında askı ilanına çıkmış, itirazsız kesinleşmiş ve Hazine adına tescil edilmiştir. 10 parsel numaralı taşınmazdan 80.631 m2’lik karayolu geçmesi sebebiyle yapılan yola terk işlemi nedeniyle, parselden 80.631 m2 ifraz edilerek, tapu kütüğünde yola terk işlemi yapılarak 1399 parsel 9.903.459 m2 yüzölçümü ile Hazine adına tescil edilmiştir. 1399 parsel Hazine adına kayıtlı iken Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne 08.10.1999 tarihli ve 3393 yevmiye numaralı işlem ile satılmıştır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 2/B maddesi ve 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4999 sayılı Kanun) uygulama çalışmalarına 29.08.2005 tarihinde başlanmış, 09.09.2011 tarihinde sonuçlandırılmış, 12.10.2011 tarihinde askı ilanına çıkarılmış, 6 ay sonra itiraz edilmeyen yerler yönünden 12.04.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Davacı TİGEM vekili dava dilekçesinde; idareye bağlı dava konusu Bursa ili Karacabey ilçesi Yolağzı Mahallesi 1399 parsel sayılı taşınmazın Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastro çalışmasının sonucunda 6831 sayılı Kanun'un 3 üncü faslı kapsamında Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müessesesi Ormanı olarak sınırlandırıldığını, bunun usul ve hukuka aykırı olduğunu, komisyonca yapılan tespitte 1399 parsel ve 1457 sayılı parseller içinde 5 adet orman alanın oluşturulduğunu, bu uygulama ile müvekkili kuruma ait tarım arazilerinin bölünerek bütünlüğünün de bozulduğunu, oluşturulan bu orman alanlarının tamamının sit alanı olduğunu, aynı zamanda koruluk diye tabir edilen bu alanların uzun zamandan beri mera hüviyetinde olup, zengin bir kompozisyona sahip olduğunu, ayrıca bu alanlarda müvekkilinin yoğun olduğu bir işletme olduğunu, atçılık sektörüne ülke çapında hizmet sunduğunu, tespit yapılan bu alanlarda işletmeye ait atçılık şubesi padokları ile çevrili meraların bulunduğunu, şube faaliyetlerinin bu meralarda sürdürüldüğünü, davalı İdarece yapılan ve tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlarının orman vasfında değerlendirilmesi ve bu tarım arazilerine orman vasfı verilerek, tahdide tabi tutulmalarının mümkün olmadığını, bu nedenle arazilerinin hükmi şahsiyeti haiz amme müessesesi orman sınırlarından çıkarılmasının gerektiğini, açıklanan nedenlerden ötürü dava konusu 1399 parsel sayılı taşınmazın Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müessesesi Ormanı sınırının dışına çıkarılmasını istemiştir.

Davalı ... İdaresi tarafından davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu edilen ve orman kadastrosu komisyonunca belirlenen özel orman alanlarının orman niteliği taşıdığı, Orman Kanunu'nun 1 inci maddesi ikinci fıkrası istisna bentleri kapsamında girmediğinden aynı Kanun'un 1 inci ve 4 üncü maddeleri gereğince kamu hükmi şahsiyete haiz orman olarak sınırlandırılacak yerlerden olduğu gerekçesiyle; davanın reddi ile dava konusu Bursa ili Karacabey ilçesi Yolağzı Mahallesi 1399 parselde tespit edilen Tigem-1 Orman, Tigem-2 Orman, Tigem-3 Orman, Tigem-4 Orman ve Tigem-5 Orman olarak sınırlanan ve fen bilirkişisinin 16.12.2019 tarihli raporunda gösterilen kısımların ayrı ayrı ifraz edilerek, yeni parsel numarası verilmek suretiyle "Hükmi şahsiyeti haiz amme müessesesi ormanı" niteliği ile TİGEM adına her biri ayrı ayrı tespit ve tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı TİGEM vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı TİGEM vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devamlı olarak müvekkili kurum tarafından kullanılmış olup, tapuda da müvekkili adına kayıtlı olduğunu, yerlerin emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları olduğu, orman sınırları dışında, etrafı orman sayılmayan araziler ile çevrili olduğunun tespit edildiğini, müvekkili kurumun tarım ve hayvancılık faaliyeti ile iştigal ettiğinden taşınmazı, hayvanların sağlıklı gelişimi amacıyla ağaçlandırmış olup bu ağaçlandırmanın taşınmaza orman vasfı kazandırmasının kabul edilemeyeceğini, taşınmazda yer alan ağaçların 1958 yılında müvekkili kurum çalışanları tarafından dikildiğini, durumun tanık anlatımları ve dosya kapsamındaki deliller ile de anlaşıldığını, TİGEM-1, TİGEM-2, TİGEM-3, TİGEM-4, TİGEM-5, TİGEM-6 ormanları olarak belirtilen yerlerin Orman Kanunu'nun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki istisnalardan olmadığı değerlendirmesine nasıl varıldığının belirtilmediğini, eksik inceleme ile kesin yargılara varan bilirkişi raporu esas alınarak tesis edilen hükmün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı ... İdaresi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiğini lakin orman kadastrosunun reddine rağmen aynen tespit ve tescil yerine orman kadastro komisyonunun çalışmasına göre belirlenen özel orman alanlarının miktarında azaltma ve ifraz yapıldığını, mahkemece davanın reddi ve aynen tespit ile yetinilmesi gerekir iken yazılı şekilde verilen kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini, 1399 parselin 8.0631 m2'sinin yola terk edildiği bilirkişi raporu uyarınca TİGEM-5 özel ormanın ikiye ayrılmasının mevzuata uyarlı olmadığını, bu alandan yol geçirilebilmesi için alınmış mevzuata uyarlı bir izin olmadığını, özel orman alanından yol geçirilebilmesi için izin alınmasının zorunlu olduğunu, orman sayılan alanda yapılacak bu işlemin 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi kapsamında kaldığından ve 17 nci madde uyarınca yapılacak işlemlerin de özel ormanlarda dahi orman idaresinin iznine tabi olduğunu, bu şekilde bir izin alınmadan anılan tescil işleminin yapılmasının mümkün olmadığını, izin alınmış olması halinde dahi ifraz yapılamadığını, yalnızca sahanın izinli kaldığını, ifrazın 6831 sayılı Kanun'un 52 nci maddesine de aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının idare aleyhine olan kısmının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın orman tahdidine itiraza ilişkin olduğu ve tapu iptali ve tescil talebi olmadığı halde, 6100 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine uyulmadan ve kadastro mahkemelerinde görülmekte olan orman kadastrosunun iptaline ilişkin davalarda tapu iptali ve tescili kararları verilemeyeceği, tapu kaydını iptal etme görevinin genel mahkemelere ait olduğu göz ardı edilerek tapu kaydının iptali ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, bu nedenle tarafların istinaf istemlerinin kamu düzeni gereği kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarına göre, dava konusu ve davacı kuruma ait taşınmazların, TİGEM-1 Orman, TİGEM-2 Orman, TİGEM-3 Orman, TİGEM-4 Orman ve TİGEM-5 Ormanı içinde kalan bölümlerinin Orman Kanunu'nun 57 nci maddesinin II. fıkrası, 59 uncu maddesinin I. fıkrası çerçevesinde ağaçlandırma çalışması yapılması sonucunda, bir bütün halinde orman niteliğini kazandıkları ve her birinin yüzölçümlerinin 3 hektardan çok fazla olduğunun saptandığı ve bu parsellerin kamu tüzel kişiliği adına tapuda kayıtlı olduğu, bu hali ile mülkiyet ve idare bakımından 6831 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (B) fıkrasında belirtilen «hükmi şahsiyeti haiz amme müessesesi ormanı» niteliğinde olduğu, Orman İdaresinin her zaman bu parsellerin tapu kayıtlarına bu konuda şerh konulmasını isteyebileceği, bu nedenle davacı İdarenin davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacı ve davalının istinaf istemlerinin kamu düzeni gereği kısmen kabulü ile diğer istinaf istemlerinin açıklanan gerekçeye göre reddi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 nci maddesi uyarınca, davanın esası hakkında, açıklanan gerekçe ile yeniden hüküm kurulmasına ve davacının davasının reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı TİGEM vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı TİGEM vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369/1,370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Kanun.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı TİGEM vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.