Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2013 tarihli, 2013/46200 Esas sayılı iddianamesiyle, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2015 tarihli, 2013/449 Esas, 2015/261 Karar sayılı kararı ile sanığın, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 103/6,62 ve 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdur beyanı dışında delil bulunmadığına, tanıklar dinlenmeden hüküm kurulduğuna, delil değerlendirmesinde hataya düşüldüğüne, olaydan uzun süre sonra alındığı için ruh sağlığı raporunu kabul etmediklerine, ilk aldırılan raporda da bulgu bulunmadığına, şikayetçinin, sanığın mağdura yönelik istismarda bulunmadığına dair anlatımının olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmeyerek temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.