Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.06.2015 tarihli ve 2014/416 Esas, 2015/235 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci, 53 üncü, 58 inci ve 63 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 1.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; ... iddianamede ve esas hakkındaki mütalaada TCK 158/1-son fıkrasının yer almaması karşısında, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan söz konusu fıkraya göre cezanın arttırılması suretiyle CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilmesi ve tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna karar verildiği halde bu sürelerin kararda gösterilmemesi nedenleriyle hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, 158/1-g maddesi yerine 158/1-f maddesinden hüküm verilmesinin isabetsiz olduğuna, açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
1. Sanığın "sahibinden.com" adlı site üzerinden sahiplendirilmek üzere köpek ilanı verdiği, şikayetçinin kız arkadaşı ile birlikte telefonla görüşerek sanığa ait banka hesabına önce kargo ücreti olarak talep edilen 150,00 TL'yi yatırdığı, daha sonra sanığın tekrar arayarak 500,00 TL daha talep ettiği, ancak bu rakamı da yatıran şikayetçiye köpeği göndermediği gibi telefonlarına da ulaşılamadığı, bu şekilde sanığın internet ortamının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle sergilediği hileli davranışlar neticesinde menfaat sağlamak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanığın, ... müştekinin para yatırdığı hesabın kendisine ait olduğuna, bir zamanlar internet üzerinden telefon, elektronik eşya gibi bir çok farklı ürünün satışını yaptığına, Tamer Demirci adında ortağı olduğuna ve banka kartlarının da onda olduğuna, kendisinin 5-6 ay öncesinde internet üzerinden satış yapmayı bıraktığına, hesap numarasını kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu Tamer Demirci'nin işlediğine, müştekinin zararını gidermek üzere süre talep ettiğine ... yönelik savunmasına dosya kapsamı karşısında itibar edilmemiştir.
3. Dosya kapsamında müştekinin zararının giderildiğine ilişkin bilgi ya da belge bulunmamaktadır.
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle hükmün bozulması yönündeki tebliğname görüşüne, 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde suç oluşturan fiilin, aynı Kanun'un birinci fıkrasının son cümlesinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarının düzenlenmiş, suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmış, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatılmış, buna göre sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanınmış olması, sanığın kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bilmesi, cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu olmadığı, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından ve sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin, 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi uyarınca infaz aşamasında cezasından mahsup edilmesi mümkün görüldüğünden, bu nedenlerle hükmün bozulması yönündeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Sanık hakkında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçu birden fazla işlediğinin anlaşılmasına karşın, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle cezanın arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir.
4. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin gösterilmemesi ve yargılama gideri olarak hesaplanan 18,00 TL'nin 5271 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına 6352 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesiyle eklenen değişiklik doğrultusunda terkin edilecek miktar olan 20,00 TL'nin altında kaldığının anlaşılması karşısında, hazineye yükletilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususları dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2015 tarihli ve 2014/416 Esas, 2015/235 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ilk paragrafına "zararın iki katı" ibaresinden önce gelmek üzere "aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca" ibaresinin eklenmesi ve yargılama giderlerine ilişkin paragrafın, "Dosya ile ilgili yapılan 2 adet tebligat gideri 18,00 TL yargılama giderinin hüküm tarihi itibarıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20,00 TL'den daha az olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince hazineye yükletilmesine" olarak yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.