İlk derece mahkemesince zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümleri kaldırılarak, eylemlerin zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Tayin olunan cezanın adli para cezası olmasına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2017/219 Esas, 2019/329 sayılı Kararı ile sanıkların zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 43/1,62/1, 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 9.350'şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmolunmuştur.
2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 28.01.2021 tarihli ve 2020/300 Esas, 2021/171 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince verilen hükümler kaldırılarak, sanıkların zincirleme şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 43/1,62,50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 1.860'ar TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Sanık ...'ın temyiz sebepleri; katılan ile hacze gitme konusunda anlaştığına, icra takibi ve duruşmalara gitme konusunda bir anlaşmaları olmadığına, masrafları kendisi karşılayarak iki kez hacze gittiğine, masrafları alamayınca katılanın bürosunda istifa ettiğine, bir çok avukatın kendisi gibi mağdur olduğuna, katılanın mağduriyetine sebep olmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; eylemler nedeniyle katılanın mağdur olmadığına, katılanın müvekkili sanıktan habersiz olarak dosyalara vekaletnamesini bıraktığına, kendisine masrafların ve avukatlık ücretinin ödenmediğine, avukatlık sözleşmesine göre yazılı talimat ile dosyaların takip edileceğine, savunma hakkının kısıtlandığına, katılanın kötü niyetli olduğuna, yüklenen suçun zamanaşımına uğradığına ve sair hususlara yöneliktir.
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanıkların, katılanın 22.04.2010 ve 17.09.2011 tarihli vekaletnameler ile vekilliğini üstlenerek imzaladıkları avukatlık sözleşmesinin ekindeki listede bulunan dosyaların takibi konusunda anlaştıkları halde vekillik görevini gereği gibi yerine getirmedikleri iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davalarında mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanık ...'ün aşamalardaki savunmasında ve temyiz dilekçesinde katılan ile imzalanan avukatlık sözleşmesine göre yapılacak işlemlerin katılan tarafından verilecek yazılı talimatlarla yapılacağını bildirmesi, katılanın 08.06.2023 havale tarihli, sanık ... hakkında şikayetten vazgeçme dilekçesinde adı geçen sanığın talimatları dahilinde hareket ettiğini ayrıca işlerin rahat takip edilebilmesi için avukatlarla imzaladığı tüm sözleşmelere yazılı talimat ile işlerin yürütüleceğine dair madde koyduğunu, sanık ... ile imzaladığı sözleşmede de bu hükmün geçerli olduğunu, takip edilmeyen tüm dosyalardan haberdar olduğunu, herhangi bir zarar ziyanının olmadığını bildirmesi, katılanın, sanıklar ... ve ... ile imzaladığı avukatlık sözleşmelerinin 1. maddesindeki "Firma'nın mevcut ve ileride hasıl olacak Türkiye dahilindeki icra müdürlükleri, icra mahkemeleri, sulh hukuk, sulh ceza mahkemeleri .... soruşturma ve kovuşturma dosyaları ile ilgili olarak firma tarafından verilecek yazılı talimat esaslarına göre başından sonuna kadar avukat tarafından takip edilip, sonuçlandırılacaktır" hükmü karşısında; katılanın, sanıklara yazılı talimat verdiğine ilişkin evrakın dosya kapsamında bulunmaması nedeniyle katılanın yeniden beyanına başvurulup, varsa yazılı talimatlara ilişkin belgeleri dosyaya sunmasının istenmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.