Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa isnat edilen eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturduğu, hükümden önce 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 105 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi ile de 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı ancak son suç tarihine nazaran en lehe olan yasal düzenlemenin bağımsız ceza içeren 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin üçüncü fıkrası olduğu ve bu suçtan belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 18.09.2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5320 sayılı Kanun'un sekizinci maddesinin birinci fıkrası da gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.