Mahkûmiyet
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre bilinen en son adreste tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın Merkezi Nüfus Kayıt İdaresi Sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresi esas alınarak gerekçeli kararın tebliği yoluna gidilmesi, MERNİS adresinin bulunmaması durumunda ise daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması kaydıyla bahse konu adres esas alınarak 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre tebligat yapılması gerekmektedir. Dava dosyası kapsamına göre sanığın yokluğunda verilen inceleme konusu kararın, sanığın sorgusunda beyan ettiği adresine tebliğe çıkarıldığı, bila tebliğ merciine iade edilmesi üzerine Mahkemece, sanığın MERNİS adresi esas alınarak tebliğ mazbatası üzerine "MERNİS" şerhi düşülmek suretiyle 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gerekçeli kararın tebliği yoluna gidilmesi gerekirken, doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, sanığın, öğrenme üzerine kararı, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinde öngörülen kanunî süre içerisinde temyiz ettiği belirlenmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle,
bozulmasına karar verilmiştir.
3. lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanığın temyizi, suçun sübutuna ilişkindir.
Sanığın, katılanın sattığı 2 adet aracı satın alma konusunda katılan ile anlaştığı ve 500,00 TL kapora verdiği, geri kalan parayı devir sonrası vereceğini söylediği, birlikte katılanın iş yerine gittikleri,sanığın katılanı burada sürekli oyaladığı ve 9.500,00 TL daha para verip geri kalan 28.500,00 TL'yi daha sonra hesabına yatıracağını, bir an önce devir işleminin gerçekleşmesi gerektiğini belirterek katılanı ikna ettiği ve temyiz dışı sanık ... ile birlikte notere gönderdiği, devir işlemi gerçekleştikten sonra aracın hasarlı çıktığı ve benzeri bahanelerle kalan 28.500,00 TL'yi ödemediği, araçları da başka kişilere sattığı, sanığın benzer şekilde bir çok kişiyi dolandırarak hukuki ihtilaf görüntüsü vermeye çalıştığı, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
1. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.05.2024 tarihinde karar verildi.