Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur(5510 sayılı Kanunun 4/1-b maddesi) sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde yaşlılık aylığından yararlanma koşulları öngörülmüştür. Sigortalıya, yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için kural olarak maddede (ve 5510 sayılı Kanunun 106’ncı maddesi ile yürürlüğü devam eden 1479 sayılı Kanun’un geçici 10’uncu maddesinde) belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, talepte bulunmak ve talepte bulunulan tarih itibariyle genel sağlık sigorta primi dâhil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin herhangi bir borcunun olmaması gerekir.

Somut olayda; davacının 29.03.2011 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu kabulü ile davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de; dosya kapsamındaki 29.03.2011 ve 30.04.2011 tarihlerinde Kurum kayıtlarına intikal eden davacı dilekçeleri “yaptığı ödemelerin isteğe bağlı olarak değerlendirilmesi” istemine ilişkin olup herhangi bir tahsis talebini içermemektedir. Bu nedenle; davacının başkaca Kurum kayıtlarına intikal etmiş tahsis dilekçesi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa tespit edilen tahsis talebine göre, yoksa elde mevcut bir dava var iken anılan konuda davacının yeni bir dava açmasına meydan verilmemesini teminen, usul ekonomisi gözetilerek dava dilekçesi tahsis talebi kabul edilerek, dava tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanmasına karar verilmelidir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi