Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Asıl davada davacı vekili, 5. vakıf iş hanı, zemin kat, 6 numaralı ve 11,66 m2 sahalı taşınmazın tamamının davacı idareye ait olduğunu, bu gayrimenkulün tamamı dükkan olarak kullanılmak suretiyle 31.12.2011 tarihine kadar davalının kirasında iken taşınmazın restorasyonu sebebiyle kiracılığının sonlandırıldığını, 01.01.2012 tarihinden itibaren işgalci olarak kullanımının devam ettiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 01.01.2012-30.06.2013 tarihleri arasında teraküm eden 52.266,00 TL işgal tazminatının işgalin başlangıç tarihinden itibaren kademeli kanuni faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, aynı sebep ve gerekçelerle 01.07.2013 ile 20.01.2014 tarihleri arasında teraküm eden 20.939,55 TL işgal tazminatının işgalin başlangıç tarihinden itibaren kademeli kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, dava konusu gayrimenkule ilişkin olarak davalının kira sözleşmesi bitiminde gayrimenkulü tahliye etmesinin davacı tarafça istendiğini, davalının da ilgili gayrimenkulü tahliye ettiğini, dolayısıyla işgal tazminatını doğuracak hususun gerçekleşmediğini, davacının mülkiyetinde bulunan ... ili, ... bölgesinde davalı veya başkaca kişilerle kira sözleşmeleri bulunduğunu, davacının vakıf olması sebebiyle kira süresinin 1 yıllık olarak yapıldığını, kira bitiminde sözleşmeyi yenilemediklerini, dava konusu olaydan sonra anahtarların da han sorumlusuna teslim edildiğini, keşif sırasında ilgili yerin boş bir dükkan olduğunu ve kullanılmamakta olduğunun tespit edildiğini, davacının dilekçe eklerinde ... Kaymakamlığı yazısına istinaden Emniyet birimlerince yapılan araştırma neticesinde dava konusu taşınmazın boş olduğunun tespit edilerek 20.01.2014 tarihinde tutanak altına alındığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

Dava konusu 409 ada 2 parsel sayılı taşınmazın altında mağaza ve bodrum olan kargir han niteliği ile çeşitli vakıflar adına hisseli olarak davacı ...'nün idaresinde olduğu, davacı idare asıl davada 01.01.2012- 30.06.2013 dönemine ve birleşen davada 01.07.2013-20.01.2014 dönemine ilişkin ecrimisil talep ettiği, 5. vakıf işhanında, zemin kat, 6 numarada bulunan taşınmaz için kira sözleşmesinin sonlandırılması sebebiyle ... Kaymakamlığı tarafından 20.01.2014 tarihinde boş olarak teslim alınarak aynı gün Vakıf yetkilisine teslim edildiği anlaşılmaktadır.

a-Somut olayda, davacı ile davalı arasındaki 01.01.2011-31.12.2011 dönemi için kira sözleşmesinin 2886 sayılı Yasa kapsamında yapılıp yapılmadığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamakta olup, taraflar arasındaki kiracılık ilişkisinin başlangıcından talep tarih aralığına kadar bu ilişkinin ne şekilde sürdürüldüğüne 2886 sayılı Yasa'ya göre kiralama yapılıp yapılmadığına ilişkin tüm belgelerin dosya arasına alınarak kira sözleşmesinin hukuki niteliği belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

b- Kabule göre de, davalı taraf, 14.10.2013 tarihli beşinci vakıf han yöneticiliği kaşesi bulunan "Han yönetimine borcum yoktur, zemin kat altı numaralı dairenin anahtarını han odabaşına teslim ettim" şeklinde düzenlenen belge suretine dayanarak 14.10.2013 tarihinde kiralananın anahtarını Vakıf yöneticisine teslim edip, tahliye ettiğini savunduğu, çekişme konusu taşınmazın anahtarını teslim aldığına ilişkin belgede imzası bulunan ... tanık sıfatıyla verdiği ifadesinde anahtarı kendisine teslim etmediğini, hiç bir dükkanın anahtarının yönetime teslim edilmediğini, anahtarın vakıflara teslim edildiğini, anahtarları kendisinin teslim almadığını, evraktaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, Mahkemece çekişmeli taşınmazın anahtarının teslimine ilişkin olarak "han yöneticisi olan kişinin beyanına göre taşınmazın kira sözleşmesinin bitimi tarihi itibariyle boşaltılmış olabileceği " şeklinde tahmin ve olasılık belirtir ifadelerle hükmü gerekçelendirmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, kira sözleşmesinin genel hükümler çerçevesinde yapıldığının tespit edilmesi halinde, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşmenin aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılacağı düzenlemesi dikkate alınarak davalının hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği, 2886 sayılı Yasa kapsamında kira sözleşmesinin yapıldığının tespiti halinde ise, kira sözleşmesinin kira süresinin bittiği tarih ile sonlandığı dikkate alınarak davalının bu tarihten sonraki kullanımının haksız işgal olarak değerlendirileceği, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplandıktan sonra, dava konusu taşınmazın ecrimisil talep dönemindeki kullanım durumu, davacıya teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise ne zaman teslim edildiğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, ondan sonra toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde ecrimisil alacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda yazılı nedenle asıl ve birleşen dava davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.