İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Katılan ... vekilinin resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarına ilişkin temyiz taleplerinin CMK'nın 296/1 maddesi gereğince reddine dair ek karara yönelik temyiz başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığı; ayrıca, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinin silahlı terör örgütüne üye olmas suçundan verilen kararı temyize yetkisi bulunmadığından katılan vekilinin temyiz istemlerinin CMK'nın 296. maddesi gereğince reddine dair ek kararın ONANMASINA,
2-Sanık müdafiinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin temyiz taleplerinin CMK'nın 296/1 maddesi gereğince reddine dair ek karara yönelik temyiz başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Sanık hakkında kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi kararının CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığı anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 08.10.2020 tarihli temyiz talebinin reddine dair karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan, katılan sanık müdafiinin anılan 08.10.2020 tarihli ek karara karşı yaptığı başvurunun redde ilişkin ek kararın ONANMASINA, esası 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği temyizen incelenemeyen hükme karşı, 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin (A) bendi kapsamında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca itiraz edebileceğinin muhtariyetine,
3-Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz başvurusu yönünden yapılan incelemede;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyen, örgüt içi haberleşme programı kullandığı tespit edilemeyen, dosya kapsamında hakkında aleyhe beyan bulunmayan, neticeten FETÖ/PDY terör örgütü ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetleri tespit edilemeyen ve örgüt üyesi olduğunu gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmayan sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.