Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; tapuda tarla vasfında davalıların mirasbırakanı ... adına kayıtlı bulunan İstanbul ili ... ilçesi ... köyü 357 parsel sayılı 13000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın, kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarında kısmen orman olarak sınırlandırıldığını belirterek, taşınmazın orman sınırları içerisinde kalan kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın reddine ilişkin önceki hüküm, davacı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2017 tarihli ve 2016/2854 Esas, 2017/7818 Karar sayılı ilamıyla; " ... gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerek 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine ve Orman Yönetimi tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmadığı ve özel şahıslar ile Orman Yönetimi ve Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de Orman Yönetimi ve Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususunun yerleşmiş Yargıtay kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmakta olduğu açıklanarak, yargılamaya devam edilip, işin esasına girilerek tarafların sav ve savunmaları ile delillerinin sorulup toplanması, yazılı ve resmi belgeler doğrultusunda yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama, inceleme ve araştırma sonucu alınacak bilirkişi kurulu raporuna göre tüm delileler ve uygulama birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; " 357 parsel sayılı taşınmazdan ifrazlı 1801 parsel sayılı 11963,95 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın kesinleşmiş devlet orman kadastro sınırları içerisinde üzerinde orman bitkisi olmayan dört adet bina temeli kalıntısı bulunan 1996 yılında 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığı tarafından 6831 sayılı Kanunun (2B) maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan ancak Hazine'nin itirazı üzerine Silivri Kadastro Mahkemesi'nin 1996/80 Esas ve 1996/106 Karar sayılı kararı uyarınca (2B) kararı iptal edilerek tekrar orman sınırları içerisinde kalan yer olduğu " gerekçesiyle, davacı ... İdaresinin tapu iptali ve tescil davasının kabulü ile dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 357 parsel sayılı taşınmazdan ifrazlı 1801 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.