Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık müdafinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü;
Mahkemece dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sonuçsuz kaldığı tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 156. maddesi kapsamında yer alan ‘’ Bedelsiz senedi kullanma’’ suçuna ilişkin olduğu ve bahse konulu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının ‘’altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası’’na ilişkin olduğu anlaşılmakla 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesine göre ‘’ Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.’’ şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile ‘’01/01/2020’’ tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.’’ şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25/06/2020 tarihli 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile ‘’... kovuşturma evresine geçilmiş...’’ ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan ‘’...basit yargılama usulü...’’ yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece ‘’ kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı’’ verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de ; CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nın 251/3. maddesinde ‘’ Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.‘’ şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nın 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca dosyanın ‘’ Basit Yargılama Usulü ‘’ yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.