Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Sivas ili Suşehri ilçesi ... köyünde kain, 101 ada 40 parsel sayılı taşınmaz, 11.125,38 m² yüzölçümü ile 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve tapu kaydına dayanarak, 101 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz etmiş, dava konusu taşınmazın kendilerine miras yolu ile kaldığını ve 50 yıldan fazla süredir zilyetliklerinde olduğunu açıklayarak, dava konusu taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile kendisi ve kardeşi ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 20.Hukuk Dairesi’nin, 21.4.2016 tarihli ve 2016/2029 Esas, 2016/4948 Karar sayılı kararı ile, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, komşu parsel kayıtlarının incelenmediği, yörede yapılan orman tahditlerine ilişkin tüm kayıtların getirtilmediği, dayanak tapu kaydının bilinemeyen ... ... hududu ile ilgili olarak davacı tanıklarının dinlenilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığı, zilyetlikle kazanılabilen tarım arazisi olduğu, 28.02.1952 tarihli ve 131 nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, evveliyatının davacıların murisi ...'a ait olduğu, onun ölümü ile oğlu ...'a, onun da ölümü ile mirasçıları davacılar Nevzat ve ...'a kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, Sivas İli, Suşehri İlçesi, ... Köyü, ... Mevki, 101 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 01.06.2007 – 02.07.2007 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ancak bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; bozma öncesi ve sonrasında yapılan yargılama neticesinde davacıların tutunduğu tapu kaydının dava konusu yere uyduğu ispatlanamamış olup, bu durumda mahkemece incelenmesi gereken husus, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı, orman vasfında değil ise davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının bulunup bulunmadığı hususudur. Yapılan yargılamada, dava konusu taşınmazın orman vasfının, kullanım ve sınır durumlarının tespiti açısından hava fotoğrafı incelemesi yapılmamış, 19.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda tarihi belirtilmeyen hava fotoğrafının incelendiği belirtilmiş ise de rapor ekine eklenmemiş, komşu parsellerden 102 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kaydında kadastro mahkemesinin 2007/1 Esas sayılı dosyasında davalı olduğuna dair şerh bulunmasına rağmen söz konusu davanın neticesi araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yöreye ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, dava konusu taşınmazın, komşu tarım arazileri ile mi orman arazileri ile mi bütünlük oluşturduğu hususu netleştirilmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 ncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre ise; 28.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7139 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince Orman İdaresi yargı harçlarından muaf hale geldiğinden davalı ... İdaresi aleyhine harca hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve kanuna aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.