Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.10.2011 tarihli kararıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Sanık müdafiinin temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince 08.06.2015 tarihinde yapılan incelemede, anılan hükmün; ... sübutu hâlinde yüklenen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde öngörülen bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisi ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu nazara alındığında, görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2016 tarihli ve 2016/220 Esas, 2016/292 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve aynı fıkranın son cümlesi, 62 ve 52 nci maddeleri, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca kazanılmış hak ilkesi gözetilerek 10 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanığın suç tarihinde sahibinden.com isimli internet sitesinde satılık bilgisayar ilanı verdiği, ilanda belirtilen telefon numarası üzerinden iletişime geçtiği sanıkla ilana konu eşyayı satın alma konusunda anlaşan katılanın, kendisine bildirilen ve sanığın üzerine kayıtlı hesap numarasına suç tarihinde yatırmış olduğu 800,00 TL paranın aynı gün ATM'den çekildiği, sanığın bahse konu bilgisayarı katılana göndermediği gibi hesabına yatan 800,00 TL'yi de iade etmediği iddiasıyla açılan kamu davasında; tüm dosya kapsamı itibarıyla, sanığa yüklenen eylemin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen hukuka aykırılıklar dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmıştır.
2.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün olan ve aşağıda gösterilen bozma nedenleri dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
a. 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda "Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek sanığın 2 saat çalışması karşılığı 1 gün olmak üzere kamuya yararlı işte çalıştırılmasına" karar verilmesi,
b.Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2016 tarihli ve 2016/220 Esas, 2016/292 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulandığı paragraftan "sanığın, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödememesi halinde, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek sanığın 2 saat çalışması karşılığı 1 gün olmak üzere kamuya yararlı işte çalıştırılmasına karar verilmesine," ibaresinin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.