Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı fazla mesai ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve fazla mesai alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak kıdem tazminatı talebinin reddine, fazla mesai talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Anayasanın 141’inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 26.05.2008 gün ve 2007/20517 Esas, 2008/12483 Karar sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta mahkemece kararda “Her ne kadar davacının davalı işyerinden istifasına ilişkin bir dilekçesi bulunsa da mahkememiz davacının çalıştığı süreye dikkate alarak 4 yıla yakın bir süre çalışan bir kişinin işçilik alacaklarını bırakarak çalıştığı işyerinden ayrılmasının hayatın olağan akışına uygun bulmamış,dilekçesinin davacının iradesi zorlanarak alındığı sonucuna varıp, feshin davacı tarafça işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeni ile yapıldığı sonucuna ulaşmıştır.“ şeklinde gerekçe oluşturulup, hükümde ise kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi, kıdem tazminatı açısından gerekçe ile hüküm çelişkisi oluşturmakla hatalıdır.
3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının yaptığı iş vinç operatörlüğü olup nitelikli bir iştir. Bu sebeple davacının asgari ücretle çalışması beklenemez. Emsal ücret araştırması ile belirlenen aylık brüt 1.100,00 TL’nin ispatlandığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken fesihten 2 yıl önce çalıştığı anlaşılan davacı tanığı Hüseyin Bozkır’ın beyanına göre sonuca gidilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 03.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.