İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet ve beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının reddi ve esastan reddi

A-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli, 2019/1608 Esas ve 2021/722 sayılı Kararının kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Katılan ÖSYM Başkanlığı vekilinin, resmi belgede sahtecilik, silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçları ile ilgili temyiz talepleri yönünden:
Katılanın müsnet suçların niteliği itibarıyla doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılmasına imkan bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesinin CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca verdiği istinaf başvurusunun reddine dair karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, temyiz taleplerinin 5271 sayılı CMK'nın 298/1 inci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B) Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2019 tarihli, 2017/883 Esas ve 2019/455 sayılı Kararı
ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, silahlı terör örgütüne üye olmak ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.

2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli, 2019/1608 Esas ve 2021/722 sayılı Kararı
ile sanık hakkında ilk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik olarak, katılan ÖSYM Başkanlığının silahlı terör örgütüne üye olmak ve dolandırıcılık suçlarından istinaf başvurularının reddine, katılan ÖSYM Başkanlığının resmi belgede sahtecilik suçundan ve sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üyelik ve dolandırıcılık suçlarından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.12.2021 tarihli ret, onama ve düzeltilerek onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

A-Sanık müdafiinin mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz sebepleri özetle:

1-Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına,

2-Suçların unsurlarının oluşmadığına,

B-Katılan vekilinin müsnet tüm suçlar yönünden temyiz sebepleri özetle,
Sanığın tüm suçlardan lehe hüküm uygulanmaksızın cezalandırılması gerektiğine,
Kararın bozulmasına, temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Resmi belgede sahtecilik suçundan, suçunun unsurları oluşmadığından bahisle sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmak ve zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından verilen hükümlere karşı katılan ÖSYM Başkanlığının istinaf istemlerinin CMK'nın 279/b maddesi uyarınca reddine,
Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan ÖSYM Başkanlığı vekilinin, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik sanık müdafinin istinaf isteminin ise CMK'nın 280/1 (a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına uygun kabule göre;

1-Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 2010 yılındaki KPSS sınavında genel kültür testindeki sadece 1 soruda yanlışta birleştiği, iptal edilen eğitim bilimleri testinden 119 doğru cevabı bulunmasına karşın bir önceki sınavda 94 doğru cevabı bulunduğu, genel yetenek testinde bir önceki sınavda 36 olan doğru cevap sayısını 60 doğru cevap, genel kültür testinde ise bir önceki sınavda 43 olan doğru cevap sayını 54 doğru cevap olarak yükselttiğinden bahisle soruların sanığa örgüt tarafından önceden verildiğine güçlü kanaat oluştuğu tespitini içeren bilirkişi raporunun tek başına silahlı terör örgütüne üyelik ve dolandırıcılık suçları yönünde mahkumiyete yeterli ve kesin delil olarak kabul edilemeyeceği, sanığın sınav öncesi soruları önceden aldığı veya örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına ilişkin başkaca herhangi bir delil ikame olunamamakla, sanığın kanıtlanamayan müsnet suçlardan beraati yerine hukuki ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Kabul ve uygulama göre de:
Sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı kanunun 5 inci maddesi olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli, 2019/1608 Esas ve 2021/722 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.10.2024 tarihinde karar verildi.