Taraflar arasında birleştirilerek görülen tazminat ve eski hale getirme istemli davada mahkemece asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
paydaşlar arası elatmanın önlenmesi, tazminat ve eski hale getirme istemine ilişkindir.
Davacı asıl ve birleştirilen davasında, davalı ile birlikte 1119 parsel sayılı taşınmazın paylı malikleri olduğunu, davalının kendisine ait bölüme kum yığdığını bu nedenle zararının oluştuğunu ileri sürerek, oluşan 3.527,40 TL zararının davalıdan tazmini ile taşınmazın eski hale getirilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davada davacının tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 2.834,09 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleştirilen davanın kabulü ile el atılan bölümdeki dolgu ve asmanın yıkımına karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK'nın 120. (1086 sayılı HUMK'un 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen tazminat toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen tazminat miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, eski hale getirme ve yıkım istekleri yönünden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden eski hale getirme ve yıkım istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de; bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden taraflara %50 kusur yüklenilmek suretiyle, 3.527,40 TL tazminat istendiği ve herhangi bir ıslah da yapılmadığı halde talep aşılmak suretiyle yazılı şekilde tazminata hükolunması da isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.