Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine, ecrimisile ilişkin talebin ise kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, muris babaları miras kalan taşınmazın 3.katında bulunan daireye davalı ile birlikte malik olduklarını, dava konusu taşınmazın davalı tarafından haksız yere işgal edildiğini, taşınmazı kullanmalarına davalının engel olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi ile 28.06.2008 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için toplam 30.000,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemişlerdir.
Davalı, taşınmazın 3. katında muris babası ile birlikte oturduğunu ve ona baktığını, murisin ölümünden sonra da davacıların izni ile taşınmazda oturmaya devam ettiğini, haksız işgalin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmazda paydaş olduğu gerekçesiyle elatmanın önlenmesine ilişkin talebin reddine, ecrimisile ilişkin talebin ise alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).

./..

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi istenildiği halde taşınmazla ilgili bir değer belirtilmediği, sadece talep edilen 30.000,00 TL ecrimisil miktarı üzerinden 512,35 TL nispi harç, yargılama sırasında da davacıların hissesine isabet eden ve keşfen belirlenen 21.127,50 TL ecrimisil toplamı üzerinden 1.443,21 TL tamamlama harcı yatırıldığı ve bununla yetinildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.

Bu nedenle mahkemece sadece ecrimisil bedeli esas alınmak suretiyle karar ve ilam harcı alınması, el atmanın önlenmesi yönünden nisbi harç alınmaksızın davanın ikamesi ve yürütülmesi yasal olarak olanaklı değildir.
Bu durumda öncelikle keşifte hazır bulunan bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle taşınmazın davalı tarafından el atılan kısmının değerinin tespiti, bu değer üzerinden nispi peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.

Temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyize konu sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.