Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2016 tarihli ve 2016/130 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında çocuğun soybağını değiştirmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin birinci fıkrası 35 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Afyonkarahisar Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Afyonkarahisar 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2016 tarihli ve 2016/45 Esas, 2016/449 Karar sayılı incelemeye konu kararı ile sanık hakkında çocuğun soybağını değiştirmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.04.2021 tarihli ve 11-2016/365502 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; suçunun unsurlarının oluşmadığına, suç işlemek kastıyla hareket etmediğine, kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suçunun unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç işlemek kastıyla hareket etmediğine, kararın bozulması gerektiğine, ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığa alt sınırdan ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
1. Sanığın, temyiz dışı sanıklar ... ve ... ile doğacak çocuklarını kendi nüfusuna kaydettirmek üzere anlaştığı, 13.02.2015 tarihinde özel bir hastanede doğum yapan temyiz dışı sanığın hastane masraflarını karşıladığı ve çocuğu kendi nüfusuna kaydettirmek üzere temyiz dışı sanıklar ... ve ...'den aldığı, sanık ...'ün sağlık ocağından aranarak çocuğun topuk kanının alınması gerektiğinin söylendiği, bunun üzerine temyiz dışı sanıklar ... ve ...'ın sanığı arayarak çocuğu getirmelerini istediği, işlerinin yoğunluğunu bahane eden sanığın çocuğu getirmediği, bunun üzerine korkan temyiz dışı sanıkların, sanık ...'tan şikâyetçi oldukları, 13.02.2015 tarihinde doğan katılan çocuğun uzun süre nüfusa kayıt ettirilmemesi, doğumdan hemen sonra anne ve babadan alınarak, resmi bir işlem başlatılmadan sanığa verilmiş olması, çocuğun temyiz dışı sanık ... ve (ölen eşinin kardeşi olan) temyiz dışı sanık ...'ın evlilik dışı ve gizli ilişkilerinden doğmuş olması, temyiz dışı sanıklar ... ve ...'ın çocuğu üzerlerine kaydettirdikten sonra bir süre bakıp daha sonra evlatlık vermeleri şeklindeki yasal prosedüre uymaları halinde durumun şahısların çevrelerinde yaratacağı sıkıntı, gerek ... gerekse de ...'ün beyanlarında hamilelik nedeniyle ...'ün bunalımda olduğu ve intihar etmeyi düşündüğünü vurgulamaları, durumun ortaya çıkmaması için doğumun Eskişehir'de yapılması, katılan çocuğun soruşturma aşmasında gerçek durum ortaya çıktıktan sonra, 25.03.2015 tarihinde nüfusa kaydettirildiği ve yine 25.03.2015 tarihinde aile mahkemesine başvuruda bulunulduğu, yani çocuğun soybağını değiştirme suçuna teşebbüs edildikten 42 gün sonra, artık bu suçu tamamlama imkanı kalmayınca, zorunlu olarak resmi işlemlerin yapılmasına başlandığı, sonradan bu işlemlere başlanılmasının suçu ortadan kaldırmayacağı, netice olarak sanığın elinde olmayan nedenlerle katlanın soybağının değiştirilmesi eyleminin tamamlanamadığı, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında suç işlemek kastıyla hareket etmediğini, beyan etmiştir.
3. Sanığın savunmaları, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar ve diğer deliller dosya arasındadır.
4. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın çocuğun soybağını değiştirmeye teşebbüs suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun soybağının değiştirilmesi suçu, doğrudan kasten işlenebilen bir suç olup fail çocuğun gerçek soybağını bilmeli ve bunu değiştirmek veya gizlemek bilinci ile hareket etmelidir. Failin sonuçlarını bilerek ve isteyerek çocuğun soybağını değiştirmesi veya gizlemesi için beyanda bulunması ve bu beyan üzerine nüfus kütüğü düzenlemesi ile oluşur. Failin hangi saikle veya amaçla hareket ettiğinin suçun manevi unsuru bakımından bir önemi yoktur. Çocuğun soybağının değiştirilmesi, icrai bir hareketle gerçekleştirilebilir. Buna karşılık gizlemek, hem icrai hem de ihmali hareketlerle işlenebilir. Uyuşmazlık konusu olan suç, seçimlik hareketli olup, bu hareketler çocuğun soybağının değiştirilmesi veya gizlenmesidir. Soybağının değiştirilmesi, bir çocuğun gerçek soybağından başka bir soybağında görünmesini sağlayan hareketlerin yapılmasıdır. Suçun diğer bir seçimlik hareketini soybağını gizlemek oluşturmaktadır. Soybağının gizlenmesi, bir çocuğun gerçek soybağının ortaya çıkmasını engelleyen veya esaslı şekilde zorlaştıran bir duruma sebebiyet vermek demektir. Bunun için soybağının değiştirilmesinden farklı olarak her zaman bir aldatmanın varlığı gerekmez.
Çocuğun soybağının değiştirilmesi, teşebbüse elverişli bir suçtur. Kişi işlemeyi kast ettiği bir çocuğun soybağını değiştirme veya gizleme suçunu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu halde henüz nüfus kaydı oluşturulmamış, belge düzenlenmemiş ise suçun tamamlandığından söz edilemez. Bir kimsenin çocuğun doğduğu hastanede, soybağının değiştirilmesi için, çocuğun kendisinin ya da bir başkasına ait olduğuna ilişkin düzenlettiği belge, nüfus memuruna ibraz edilmediği müddetçe, hazırlık hareketi niteliği taşır. Bu belgenin nüfus memuruna ibraz edilmesine rağmen henüz nüfus kayıtlarına işlenmeden durumun anlaşılması halinde suçun teşebbüs aşamasında kaldığından söz edilmelidir.
Bu kapsamda somut olayda; temyiz dışı sanıklar ... ile ...'ün gayriresmi birlikteliğinden ...'ün hamile kaldığı, bu ilişkinin duyulmasını istemediklerinden çocuğu evlatlık olarak vermek için araştırma yaptıkları sanık ...'ın çocuğu evlatlık olarak almak istediği 13.02.2015 tarihinde çocuğun dünyaya geldiği, doğum raporunda çocuğun anne adı olarak ..., baba adı olarak Beytulllah isimlerinin yazıldığı, hastane masraflarını sanık ...'ın üstlendiği, doğumdan sonra bebeği alarak gittiği, doğumdan bir süre sonra temyiz dışı sanık ...'ün sağlık ocağından aranarak çocuğun topuk kanının alınması gerektiğinin söylendiği, bunun üzerine temyiz dışı sanıklar ... ve ...'ın sanığı arayarak çocuğu getirmelerini istediği, işlerinin yoğunluğunu bahane eden sanığın çocuğu getirmediği, bunun üzerine sağlık ocağı çalışanlarının kendilerini şikâyet etmesinden korkan temyiz dışı sanıkların sanık ...'tan şikayetçi oldukları, sanık ... hakkında başlatılan soruşturma üzerine sanığın çocuğu getirerek annesine teslim ettiği, temyiz dışı sanıkların 25.03.2015 tarihinde katılan çocuğu nüfusa kaydettirdiği ve yine 25.03.2015 tarihinde aile mahkemesine evlatlık verme yönünde rızalarının olduğuna dair başvuruda bulunulduğu anlaşılmakla, sanık ...'ın eyleminin temyiz dışı sanıklarla birlikte çocuğun evlatlık verilmesi hususunda bir araya gelerek konuşmalarından ibaret olduğu, çocuğun soybağının değiştirilmesine teşebbüse yönelik icrai hareketinin olmadığı, bu sebeple sanığın üzerine atılı çocuğun soybağını değiştirmeye teşebbüs suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla; unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Afyonkarahisar 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2016 tarihli ve 2016/45 Esas, 2016/449 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.