Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2014/186 Esas, 2016/546 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği özetle; yüklenen suçu işlemediğine ilişkindir.
Sanık hakkında, sahte olarak düzenlenen ve borçlusu mağdur ... olarak görünen, yasal unsurları haiz, 30.01.2011 düzenleme ve 30.05.2011 vade tarihli, 4.500,00 TL tutarındaki suça konu bonoyu kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalarda değişen savunması, mağdur beyanı, suça konu belgede yer alan yazı ve imzaların mağdurun eli ürünü olmadığına dair Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 18.02.2014 tarihli uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fail ve fiilden ibaret olup bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesinin o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği nazara alındığında, Ilgın Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2014 tarihli ve 2014/251 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında yalnızca resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla, Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiş, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
2. Gerekçeli karar başlığında "özel belgede sahtecilik" ve "21.01.2014" olarak yanlış gösterilen suç ve suç tarihinin "resmi belgede sahtecilik" ve "13.11.2013" olarak Mahkemece düzeltilmesi mümkün görülmüş; tekerrüre esas alınan ilamda "2007/222" olan Esas numarasının hüküm fıkrasında "2007/122" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edildiğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2016 tarihli ve 2014/186 Esas, 2016/546 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.