SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2015/687 Esas, 2016/411 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. İftira suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; pişman olduğuna, ilişkindir.
Suç tarihinde sanık ...'in Diyarbakır ilinden Ankara'ya gitmek amacıyla havalimanında görevlilere ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını taşıyan sahte sürücü belgesini ibraz ettiği, sanığın sahte sürücü belgesi kullandığının belirlenmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında sanığın bu kez görevlilere kendisini ... olarak tanıttığı, bu şekilde şikayetçi ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, yargılama sırasında olayın ortaya çıktığı, sanığın hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla şikayetçinin kimlik bilgilerini kullandığı ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın ikrarı, suça konu soğuk mühür izi içeren nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak oluşturulduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve iftira suçlarının sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Resmi belgede sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1. Tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu, 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz" şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Gerekçeli karar başlığında suç adının "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma" suçu yerine "iftira" olarak yazılması ve 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrasının hüküm fıkrasında uygulama maddesi olarak gösterilmemesi,
Nedenleriyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
A. Resmi belgede sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2015/687 Esas, 2016/411 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarihli ve 2015/687 Esas, 2016/411 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.