SAYISI: 2014/1614 E., 2016/496 K.

Mahkumiyet

Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi ve mahkemece verilen 15.08.2016 tarihli ek kararın müşteki vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65/1,5237 sayılı TCK'nın 62,52/2-4,53 maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 10000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,

2.Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.08.2016 tarihli ve 2014/1614 Esas, 2016/496 Karar sayılı ek kararı ile müşteki Kurum vekilinin temyiz başvurusu hakkında, 1412 sayılı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine” karar verilmiştir.

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz nedenleri; suça konu alanın sit alanı olduğunu bilmediğine, suç işleme kastının olmadığına, hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.

Müşteki vekilinin temyiz nedenleri;Mahkemece katılan sıfatının kaldırılması ve haklarında vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.

Mahkemece, sanık hakkında tutulan tutanak, bilirkişi raporu, sanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın söz konusu yerin sit alanında kaldığını bildiği, yine ruhsat alması gerekirken ruhsat almadan ve gerekli yerlerden izin almadan kaçak kat çıktığı, böylece hem imar kirliliğine sebebiyet verdiği, hem de 2863 sayılı Kanunun 65. maddesini ihlal ettiği bu haliyle eyleminin iki farklı suç oluşturduğu, TCK 44. maddesi gereğince tek eylemle birden fazla suçun oluşması halinde fikri içtima kuralları gereğine bulardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması gerektiğinden 2863 sayılı Yasanın 65/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, iddianamede her ne kadar sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanunun 65/4 maddesindeki suçun oluşturduğu iddia edilmiş ise de, bu fıkranın atıf yaptığı aynın kanunun 57. maddesinin 7. fıkrası gereğince İmar Kanununun 21 maddesi gereğince ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratların bünyesinde koruma uygulama ve denetim büroları kurulmuş idarelerden izin almasını düzenlediği ve buna aykırı eylemleri cezalandırılmasının hüküm altına aldığı, sanığın eyleminin ise tadilat ve tamirat niteliğinde olmayıp yeni bir kat, dolayısıyla yeni bir yapı niteliğinde olduğu, dolayısıyla tadilat ve tamirat olarak değerlendirilemeyeceği ve ruhsata tabi olduğu, bu haliyle sanığın eyleminin aynı Kanunun 65/1 maddesindeki suçu oluşturduğu kanaatine varılarak sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.

1.Müşteki ... vekilinin Ek Karara Yönelik Temyiz Nedenlerinin İncelenmesinde;
Yargılama konusu suç yönünden Erdemli Belediye Başkanlığının suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği asıl kararın re’sen temyize de tabi olmadığı, aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, ... vekilinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenle Erdemli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.08.2016 tarihli ve 2014/1614 Esas, 2016/496 Karar sayılı ek kararında ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2. Sanık Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Sanığın Temyiz Nedenlerinin İncelenmesinde;
Sanık hakkında hükmedilen 500 gün adli para cezasının belirlenmesi sırasında, hükmün 4. fıkrasında 500 gün adli para cezası yerine, 5 gün yazılmış ise de; hükmün 3. fıkrasında gün para cezasının 500 gün adli para cezası olarak belirlendiği, sonuç adli para cezasının da doğru hesaplandığı anlaşılmakla, bu husus mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2024 tarihinde karar verildi.