Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2015 tarihli ve 2015/39 Esas, 2015/116 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın;

1. Çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle; sanığın atılı suçları işlediğine dair delil bulunmadığına, mağdurenin akıl hastası olup beyanlarının güvenilir olmadığına, gerçek yaşının daha büyük olduğuna, mağdure hakkında yeniden rapor aldırılması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile 109 uncu maddesinin uygulanmaması gerektiğine, kararın bozulması isteğine ilişkindir.

Sanığın aşamalarda atılı suçları işlemediğine yönelik savunması, beyanlarına ana hatlarıyla itibar edilebileceği tespit edilen mağdurenin kovuşturma evresinde sanığın kendisine yönelik eyleminin olmadığına dair anlatımları, 19.02.2012 tarihli raporda tespit edilen bulguların kendisi tarafından yapıldığına dair 10.06.2013 tarihli rapor içeriği ile tüm dosya kapsamı karşısında, mağdurenin çelişkili beyanları dışında sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçlardan beraati gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2015 tarihli ve 2015/39 Esas, 2015/116 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2024 tarihinde karar verildi.