Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkındaki mahkumiyet kararının sanık tarafından temyiz edilerek bozulması üzerine Yerel Mahkemenin 02.02.2021 tarihli ve 2020/487 Esas, 2021/99 Karar sayılı kararı ile sanığın imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; tapu sahibinin kendisi olmaması sebebiyle kaçak yapı için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvuramadığına, kararın bozulmasına vesaire ilişkindir.
Suç tarihinde; iddianameye konu taşınmazın üzerinde tek katlı binanın bulunduğu, sanığın bu binanın üzerine belediyeden ruhsat ve izin almadan 8x10 m =80 m2 ebatında bir kat inşa ettiği, Mahkemece yapılan keşifte, olan binanın üzerine tuğla yığma tarzda çatılı kiremitli ilave kat yapıldığının görüldüğü, binanın ruhsatsız olup yapılaşma şartlarına uymaması nedeniyle bu ilave katın ruhsata bağlanmasının da mümkün olmadığı, buna göre sanığın ... imar sınırları içinde kalan, özel imar rejimine tabi olmayan yerde, onarım ve tadilat niteliğinde olmayıp esaslı bina niteliğindeki bu inşaatı yapmakla üzerine atılı imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği anlaşılan olayda, Yargıtay bozma ilâmı sonrası yapılan yargılamada sanık adına İmar Kanunu'nun geçici 16 ncı maddesi kapsamında herhangi bir başvuru bulunmadığının bildirildiği, sanığın da savunmasında yapı kayıt belgesi alamadığını belirtmiş olması sebebiyle üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle Yerel Mahkemece mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin olarak, Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen deliller karşısında sübuta yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair yönlerden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.