Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, vekil edeninin 12500/47259 hissesinin maliki olduğu fındık bahçesi niteliğindeki taşınmazın, her yıl müvekkilinin rızası hilafına davalı tarafından kullanılarak fındık mahsulü gelirinden davalının istifade ettiğini, davalının, vekil edeninin taşınmazda kendi hissesine düşen kısmı kullandırmadığını, fındık gelirinden müvekkilinin hissesine düşen kısmı kendisine vermediğini açıklayarak, davalının anılan taşınmazı haksız biçimde kullanmasından dolayı dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süreyi kapsamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 1.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davanın devamı sırasında ıslah ile ecrimisil talep miktarını artırarak 9.629,35 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, dava konusu edilen taşınmazın muris babalarından kendisine ve mirasçı olan kardeşlerine intikal ettiğini, muris babalarının sağlığında taşınmazda kendisinin ve kardeşlerinin paylarını ve zemindeki yerlerini belirlediğini, her mirasçının dava konusu taşınmazda kendi payına düşen kısmı kullanarak bu kısımda fındık hasadı yaptığını, kendisinin davacının payına düşen kısma el atmasının söz konusu olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bir taşınmazı haksız olarak kullanan ya da başkasına kullandıran kişinin ecrimisille sorumlu olacağı, ayrıca dava konusu bir kısım taşınmazlarda paydaşların, kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemeyecekleri, ancak Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere kendiliğinden gelir getiren taşınmazlar için intifadan men şartının gerekmediği, taşınmazda tarafların hissedar oldukları, taşınmazı davalının kullandığı, davacının taşınmazdan yararlanamadığı, 23.01.2016 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve oluşa uygun düştüğü gerekçesiyle, davanın kabulüne, 2010-2014 (bu yıllar dahil) yılları arasındaki döneme ilişkin olarak toplam 9.629,35 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut olayda, dava konusu 166 ada 14 parsel sayılı taşınmazın fındık bahçesi vasfında olup 22.684,32 m2 yüzölçümlü olduğu, taşınmazda paylı mülkiyetin bulunduğu, 12500/47259 payın malikinin davacı olup kaydın mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi suretiyle oluştuğu, 63652/141777 payın malikinin davalı olduğu ve kaydın bağış suretiyle 15.01.2013 tarihinde oluştuğu, kalan diğer payın dava dışı ...'a ait olup davacının ecrimisil talep ettiği 2010-2014 yılları arası zaman aralığını kapsayan sürede dava konusu taşınmazda malik, pay ve paydaş durumunu gösterir tapu kayıtlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan Mahkemece dava konusu taşınmazda az yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde taşınmazda tüm maliklerin katılımıyla yapılmış taksim ve kullanım anlaşmasının bulunup bulunmadığı, böyle bir anlaşma bulunmuyor ise taşınmazda tüm maliklerin kabul ederek uyduğu ve uzun süreden beri sözkonusu olan fiili kullanımın oluşup oluşmadığı, şayet taşınmazda belirtilen biçimde fiili kullanım durumu da bulunmuyor ise davacının taşınmazda kullandığı ya da kullanmasına müsait bir kısmın olup olmadığı da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmemiştir.
Bu nedenle Mahkemece, dava konusu taşınmazda davacının ecrimisil talep ettiği 2010-2014 yılları arası sürede malik olanların ve pay oranlarının tespiti açısından tapu kayıtları getirtilmeli, dava konusu taşınmaz başında taşınmazın vasfına göre alanında uzman bilirkişiler ile birlikte keşif yapılmalı, keşifte taraf tanıkları dinlenmeli, taşınmazda tüm maliklerin katılımı ile taksim ve kullanım anlaşmasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunuyor ise bu anlaşmaya göre zeminde her bir paydaşın kullandığı alan teknik bilirkişiye gösterilerek bu hususun yöntemine göre hazırlanacak teknik rapora ve krokisine yansıtılması sağlanmalı, şayet taraflar arasında tüm paydaşların katılımı ile yapılmış taksim ve kullanım anlaşması bulunmuyor ise, tüm taşınmaz maliklerinin kabul ederek uzun süreden beri uymuş oldukları fiili kullanım durumunun bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunuyor ise zemindeki fiili kullanım durumuna göre taşınmazda her bir paydaşın kullandığı kısım tespit edilerek teknik bilirkişiye gösterilmeli ve bu hususun yöntemine göre hazırlanacak teknik rapora ve krokisine yansıtılması sağlanmalı, taşınmazda belirtilen şekilde fiili kullanım oluşmamışsa, davacının taşınmazda kullandığı veya kullanmasına müsait bir kısmın olup olmadığı belirlenerek, iddia ve savunma çerçevesinde, toplanmış ve toplanacak deliller nazara alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.