Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/532 Esas, 2016/888 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; temyiz hakkını kullanmak istediğine, kararın bozulmasına, ilişkindir.
Suç tarihinde silahla yaralanarak hastaneye kaldırılan sanık ...'in kendisini görevlilere ...'in adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını taşıyan nüfus cüzdanını ibraz ettiği, bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın ikrarı, suça konu soğuk mühür izi içeren nüfus cüzdanının tamamen sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair uzmanlık raporunun içeriği, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamından edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği, Ankara 11. Ağır Ceza mahkemesinin, 09.06.2009 tarihli ve 2008/343 Esas ve 2009/196 Karar sayılı ilamının, Mahkemece tekerrüre esas alınan Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2008 tarihli ve 2008/632 Esas ve 2008/1029 Karar sayılı ilamından daha ağır hükümlülük içerdiği, bu sebeple bu ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi dışında hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2016/532 Esas, 2016/888 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki tekerrüre ilişkin paragraftan "Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/632 esas 2008/1029 karar sayılı, 19/02/2013 tarihinde kesinleşen kararı ile almış olduğu 1 yıl 6 ay hapis" ibarelerinin çıkartılarak yerine " Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 09.06.2009 tarihli ve 2008/343 Esas, 2009/196 Karar sayılı, 31.03.2010 tarihinde kesinleşen kararı ile almış olduğu 4 yıl 2 ay hapis" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2024 tarihinde karar verildi.