SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2018 tarihli iddianamesiyle sanık ... ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davasının açıldığı anlaşılmıştır.

2. Polatlı 2.Asliye Ceza Mahkemesi' nin 29.11.2018 tarihli kararı ile sanık ... ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun' un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Katılan kurum vekili, mağdurlar vekili ve sanıkların istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 24.09.2021 tarih ve 2019/1936 Esas, 2021/937 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına ve sanık ... ve sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, sanık ... ve sanık ... hakkında mağdur ...' a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1.Sanık ...'ın temyiz sebepleri; alıkoyma suçunu işlemediğine, kararın bozularak atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; mahkeme kararının bozulması gerektiğine, sanıklar hakkında alt sınırdan ceza verildiğine, takdiri indirim uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna, re'sen gözönüne alınacak nedenlerle kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, sanıkların, abla-kardeş olan mağdurlarla Polatlı İlçesinde buluşup ilçe merkezinde araç ile bir süre dolaştıkları, tekel bayiinden alkol alıp araçla kumluk bir yerde birlikte alkol kullandıkları, eve gitmek isteyen mağdureleri "sizi biz bırakırız" diyerek bırakmadıkları ve cebir kullanarak gitmelerine izin vermedikleri, sanıkların bu suretle birden fazla kişi ile birlikte cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; "...sanıkların yaşı küçük mağdurları birden fazla kişi birlikte cebir kullanarak evlerine gitmelerine izin vermemek, polisi görünce de mağdurların kollarından tutarak zorla bulundukları yerden götürmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediklerinin sabit olduğu, olayda her iki nitelikli halin ve gecenin getirdiği kolaylığın etkisi dikkate alınarak ... cezada alt sınırdan uzaklaşıldığı, polis ekipleri olay yerine gelince koşmuş iseler de daha önceden de mağdurların ayrılmak eve gitmek istemelerine rağmen izin vermemeleri ve polislerin kesintisiz takibinin olmaması nedenleriyle suçun tamamlandığı, birden fazla mağdura karşı eylemin gerçekleşmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmakla..." şeklindeki gerekçeyle sanıkların mağdurlar ... ve ...' ya yönelik iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri sabit kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; mağdurların kendi rızalarıyla sanıkların yanına gelip onlarla kaldıkları halde kavga nedeniyle ve geç saatlerde olay yerine polis memurlarının gelmesinden sonra panikle zorla kaçırıldıklarını iddia ettikleri değerlendirilmiş ve mağdur ...' nın, sanıkların yanına kendi rızasıyla geldiği ve rızasıyla yanlarında kaldığının anlaşıldığı, suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdurun bir yere gitmek ve bir yerde kalmak konusundaki rızasının geçerli olacağı anlaşılmış, ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görüldüğünden her iki sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü kaldırılarak mağdur ...'ya yönelik eylemlerinde ayrı ayrı beraat kararı verilmiş, mağdur ...'nin suç tarihi itibariyle 15 yaşından küçük olması nedeniyle bir yere gitmek ve bir yerde kalmak hususunda rızasının hukuken geçerli olmayacağı, birlikte orada bulunduğu ablasının da ... olmaması nedeniyle onun himayesinde olduğunun kabul edilemeyeceği dolayısıyla sanıkların bu mağdura yönelik eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı anlaşılmış, ilk derece mahkemesince sanıkların eyleminin cebir ve tehdit ile gerçekleştiği kabul edilerek TCK 109/2 maddesi gereğince hüküm kurulması, isabetsiz bulunmuş, bu mağdura yönelik suçtan her iki sanık hakkında mahkumiyet hükümleri kaldırılarak sanıkların 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

A. Sanık ... ve sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, mağdur anlatımları, adli raporlar, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, tanık beyanları ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Bölge Adliye Mahkemesince kurulan beraat hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan kurum vekilinin, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık ... ve sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede;

1. Sanık ...'ın temyiz istemi yönünden;

Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, mağdur anlatımları, mağdurun adli raporu, sanık savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin mahkeme gerekçesi isabetli bulunmakla sanığın, yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Katılan ... vekilinin temyiz istemi yönünden;

1. Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.

2. Oluşa ve dosya kapsamına göre 15 yaşından küçük olup ... açıklama ehliyeti olmayan mağdure Hazal' ın, sanıklar ... ve ...' ın yanında rızasıyla kaldığı somut olayda, suçun icra hareketlerinin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiği, suçun işlenişi açısından müşterek faillik durumunun sabit olduğu anlaşılmakla sanıkların mağdureye yönelik eylemi iştirak iradesi içerisinde, birlikte gerçekleştirdikleri gözetilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun' un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanık ... ve sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden,

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 24.09.2021 tarih ve 2019/1936 Esas, 2021/937 Karar sayılı kararında katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık ... ve sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden,

Gerekçe bölümünde (B-2-2) bendinde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 24.09.2021 tarih ve 2019/1936 Esas, 2021/937 Karar sayılı kararına yönelik, katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.