Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık müdafine yapılan tebligatın iki farklı hüküm içerdiğinden yanıltıcı bulunması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42 nci maddesi gereğince eski hale getirme talebi isabetli ve temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.04.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında silah ticareti suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12/1-2,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53,54/1 ve 63 ncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Manavgat 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.07.2018 tarihli kararı ile sanığın silah ticareti suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 12/1,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 52/2-4,53,63 ve 54/4 ncü maddeleri gereğince 5 yıl 10 ay hapis ve 33.320 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye karar verilmiştir.
3.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 31.12.2018 tarihli kararıyla sanığa hükmolunan sonuç cezanın 5 yıl hapis ve 33.320 TL adli para cezası olarak düzeltilmesine ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 ncü maddesine ilişkin ihtaratın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine ''kesin'' olarak karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 14.01.2019 tarihli kararıyla karardan ''kesin'' ibaresinin çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık müdafinin temyiz talebi; sanığın suç kastının bulunmadığına, suçun ispatına yeterli delil bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayinine ve suçun teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkindir.
Dava konusu olay; silah ticareti yapıldığı ihbarı alınması üzerine başlatılan soruşturmada ihbara konu aracın takibe alındığı, araçtan inen sanık ...'un bir binaya girdiği, 5 dakika sonra elinde poşet ile çıktığında ekipler tarafından yakalandığı, poşet içerisinde 7 adet Sig Sauer marka tabancanın ele geçirildiği, araçta yapılan aramada 1 adet Sig Sauer marka tabancanın daha ele geçirildiği, sanığın alınan beyanında, mermer işiyle uğraştığını, ... ... isimli arkadaşının yanında bir miktar tabancanın olduğunu, saklamasını istediğini, bunun üzerine şakayla karışık bundan kazancının ne olacağını sorduğunu, kendisinin de mevcut silahlardan bir tanesini hediye edeceğini söylediğini, ...'ın kendisine adedini bilmediği bir poşet silahı verdiğini, silahları evinde bulunan merdivenin altına sakladığını, telefonla görüştüğünde ...'ın silahları istediğini, olay günü silahları alıp dışarı çıktığında ...'ın da yolun karşısında beklediğini, ekipler gelince ...'ın bir anda ortadan kaybolduğunu, poşette kaç tane silah olduğunu bilmediğini, araçta bulunan silahın ise ...'ın kendisine hediye ettiğini, silah ticaretiyle alakasının olmadığını beyan ettiği, alınan inceleme raporuna göre silahların sağlam ve işler durumda oldukları anlaşılmakla sanığın silah ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Sanık savunmaları, tanık beyanları, dosya kapsamında alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'dan ele geçirilen 8 adet silahın 6136 sayılı Kanun kapsamında, vahim nitelikte olmayan silahlardan olduğunun tespit edilmesi, silahların sanığın üzerinde ve olay tarihinde kullanmış olduğu araçta ele geçirilmesi, sanık hakkında olay öncesinde silah ticareti yaptığına dair ihbarın alınması, dosyada mevcut telefon yazışma içerikleri, ele geçen silah sayısı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'un suça konu silahları ticari amaçla taşıyıp bulundurduğu anlaşılmakla, ceza almaktan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Sanığa yükletilen 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçuna ilişkin eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla ileri sürülen iddia ve savunmanın istinaf başvurusu denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere ve bulgulara dayandırıldığı anlaşılmakla başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamış ancak sanığa hükmolunan sonuç cezanın 5 yıl hapis ve 33.320 TL adli para cezası olarak düzeltilmesine ve 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında Kanun'un 106/3 ncü maddesine ilişkin ihtaratın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.07.2018 tarihli ve 2018/121 Esas, 2018/239 Karar sayılı kararına karşı sanık müdafince yapılan istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 31.12.2018 tarihli ve 2018/3399 Esas ve 2018/3632 sayılı kararıyla incelenen hükümde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesi gereğince, temel ceza miktarının 7 yıl hapis cezası iken 6 yıla, sonuç hapis cezasının ise 6 yıl hapis cezası iken 5 yıl hapis cezasına indirilmesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 ncü maddesine ilişkin ihtaratın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ''kesin'' olarak karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/A maddesi gereğince itirazı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin 14.01.2019 tarihli, 2019/114 Esas, 2019/50 Karar sayı ile ''CMK 286/2-b maddesi uyarınca KESİN olmak üzere'' ibaresinin ÇIKARILARAK yerine 5271 Sayılı CMK 186/1 ve 7035 Sayılı Yasanın 21.maddesi ile değişik 5271 Sayılı CMK 291/1-2 maddesi uyarınca yokluğunda karar verilen sanık ... müdafii Av. ...'a kararın tebliğinden itibaren başlamak üzere (15) gün süreli TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, temyiz edilmediğinde kararın kesinleşeceği hususu bildirilerek' İbaresi EKLENEREK HÜKMÜN DÜZELTİLMESİNE'' şeklinde karar verilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/A maddesi uyarınca yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak incelemenin kapsamına uygun ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesinde belirtilen ''ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine...Karar verir'' şeklindeki belirtilen hususları kapsayacak ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 230 uncu ve 232 nci maddelerine uygun şekilde yeterli gerekçeyi içeren yeni bir karar verilmesi gerekliyken bu usule uymaksızın, yeni bir karar vermeden ve itiraz üzerine verilen önceki karara atıf da yapılmadan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280,303 ve 308/A maddelerine aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 14.01.2019 tarihli ve 2019/114 Esas, 2019/50 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği sair yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2024 tarihinde karar verildi.