İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali - tescil ve orman şerhinin kaldırılması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Yalova ili Çiftlikköy ilçesi ... köyü Karaçalılık mevkii 370 ve 472 parselleri 22.05.1991 tarihinde Noterde yapılan satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, bu tarihten bu yana tel örgüyle çevirmek suretiyle kullandığını, 2000 yılına kadar ecrimisil de ödediğini, taşınmazların Hazine adına yazıldığını, ancak 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) gereği 2/ b arazilerinin bedelsiz sahiplerine iade edilebileceğini, başvuru yapıldığı halde taşınmazlara orman şerhi konulması neticesinde talebin yerine getirilmediğini, taşınmazların tarım arazisi olduğunu ancak Orman İdaresi tarafından ağaçlandırıldığını, taşınmazlarda eklemeli olarak 50 - 60 yıllık zilyetlik olduğunu ve Türk Medeni Kanunu'nun 713 gereği kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin gerçekleştiğini, 6292 sayılı Kanun gereği de bedelsiz davacıya iadesi gerektiğini ileri sürerek, taşınmazlardaki orman şerhinin kaldırılmasını ve Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescillerini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " 139 ada 2 parsel yönünden 10 yıllık dava açma süresinin geçirildiği, davacının 6292 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu başvurunun reddine yönelik yapılan incelemede, bu işlemin bir idari işlem olduğu, işlemin, idari bir mercii tarafından tek yanlı olarak tesis edildiği, işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu, idari yargıya red kararı kapsamında iptal davası açılabileceği, bu başvurunun reddine yönelik değerlendirmenin adli yargı kapsamında değerlendirilemeyeceği, orman şerhinin kaldırılmasına yönelik talep yönünden ise 139 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında orman şerhinin bulunduğu, ancak bu taşınmazın vasfının orman olarak kayıtlı olduğu şerh terkin edilse dahi taşınmazın vasfının orman olarak kalacağı, 105 ada 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında ise orman şerhinin bulunmadığı, taşınmazın orman vasfı ile kayıtlı olduğu, bu sebeplerle orman şerhinin terkini istemi yönünden davada hukuki yarar bulunmadığı, dava konusu taşınmazlar Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığı ve davanın ispatlanamadığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nce; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmazların halen orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olmasına, 6292 Sayılı Kanun'un 7/a maddesinde "Tapu ve Kadastro veya İmar Mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan" söz edilmekle çekişmeli taşınmazların halen tapuda Hazine adına kayıtlı olup gerçek kişiler adına oluşturulan tapu kayıtlarının 06.03.1979 tarihinde kesinleşen Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1978/362, 1979/29 Karar sayılı kararı ile hükmen iptal edilmesine, bu haliyle gerçek kişi adına olan bir tapu kaydının bulunmamasına, öte yandan çekişmeli taşınmazlar halen orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıtlı olup davacı cekişmeli taşınmazlarda tapu kayıt maliki veya kullanıcı şerhi sahibi bulunmadığından orman şerhinin terkinini istemekte hukuki bir yararının bulunmamasına, ayrıca her ne kadar çekişmeli eski 370 yeni 105 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönüyle Ek-4. madde gereği kullanım kadastrosu yapılmış ise de davacının kullanıcı şerhi verilmesi isteminde bulunmadığı gibi bir an için aksi düşünülse dahi hükme esas alınan bilirkişi raporlarında çekişmeli taşınmazlar üzerinde keşif günü itibariyle 30 yaşlarında kapalılık teşkil eden orman ağaçları ile çalılık bitki örtüsünün bulunduğu ve taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kullanılmadığı bildirilmekle davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesinin mümkün bulunmamasına, yine çekişmeli taşınmazlar Hazine adına tapuya kayıtlı olmakla kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine konu edilemeyeceği gibi kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla tapu kaydının iptali ve davacı adına tesciline karar verilmesinde de yasal olanak bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.