Hak düşürücü süreden reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının başvurunun esastan reddine, kamu düzeni nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro çalışmaları sonucunda, Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ... mevkii 41 ada 12 parsel sayılı 12.386 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla ve çalılık vasfıyla 09.04.1956 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiş olup, 21.11.2015 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi kapsamında yapılan çalışmalarda taşınmaz aynı parsel numarası ile 12.432,92 m2 yüzölçümlü olarak orman vasfıyla Hazine adına kaydedilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 41 ada 12 parsel sayılı taşınmaza 1955 yılından beri zilyet olduğunu ileri sürerek, orman vasfıyla Hazine adına yapılan tespitin iptali ile murisi olan babasının mirasçıları adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; " dosyada bulunan tapulama tuıtanakları, hava fotoğrafları, keşif, bilirkişi raporlarına göre taşınmazın orman vasfını kaybetmediği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce; " dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1956 yılında kesinleştiği, davacının ise 1955 yılından beri kullandığını iddia ederek kadastro tespitinden önceki sebebe dayalı talepte bulunduğu, eldeki davanın ise 28.09.2016 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle yasanın ön gördüğü hak düşürücü sürenin dolduğu, dolayısıyla esasa girilerek karar veilmesinin doğru olmadığı " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 inci maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 16.06.2020 tarihli ve 2020/42 Esas, 2020/64 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın yeniden esası ile ilgili olarak, davacı davasını hak düşürücü süresi içerisinde açmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi